Anahtar kelimeler: Takdim Abdde Lider Senesinde Sektöründe Piyasaya Tütün Sinai Sigaraların Üreticisi

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO: ████████ EsasKARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ: █████/2023NUMARASI: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/2025İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tütün sektöründe faaliyet gösterdiğini, alanında lider bir firma olarak ..., ..., ... gibi tütün sektöründe tanınmış markaların üreticisi ve tescilli tek ve gerçek sahibi olduğunu, ... marka sigaraların ilk olarak 1913 senesinde ABD'de piyasaya takdim edilmiş olup, halihazırda Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde satıldığını, "..." markasının Türkiye dahil 110 ülkede müvekkili adına tescil edildiğini, TPMK nezdinde de ... numarası ile tescilli olduğunu, markanın tanınmış marka statüsünde yer aldığını ve bu kapsamda özel olarak korunduğunu, davalı şirketin ise "camel beach" ibareli marka başvurusunu TPMK nezdinde 28.12.2006 tarihinde gerçekleştirdiğini, söz konusu markanın 12.06.2007 tarih ve 142 numaralı Marka Bülteninde yayınlanmasını takiben TPMK tarafından ... no ile 43.sınıfta 10.01.2008 tarihinde tescilli edildiğini, davalı markasında yer alan "..." ibaresinin İngilizce dilinde kumsal anlamına geldiğini ve ayırt ediciliği bulunmadığını, "..." ibaresinin marka algısı yaratmadığını, söz konusu logoyu markalaştıran ayırt edici ve baskın unsurun "..." ibaresi olduğunu, markanın esaslı unsurunu "..." ibaresi oluşturduğunu, müvekkiline ait "..." markası ile davalı markasının görünüş, okunum, anlam ve genel izlenim olarak ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, maddi, manevi ve itibar tazminatı talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla davacının marka haklarına tecavüz ve haksız reakebtte bulunduğunun tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine (menine) ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, kararın masrafı davalıdan alınarak tirajı yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... numaralı "..." markasının 43.sınıfta 28.12.2006 tarihinde tescil edildiğini ve Kadıköy ...Noterliğinin 12.10.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi ile müvekkili şirkete devredildiğini, müvekkilinin "..." markası üzerinde 2006 yılından beri hak sahibi olduğunu, söz konusu markayı fiili olarak kullandığını, markanın başvuru ve tescil aşamasında davacı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığını, aradan yıllar geçtikten sonra açılan bu davanın kötü niyetli olduğunu, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, taraf markalarının tescilli oldukları mal ve hizmetlerin birbirinden farklı olduğunu, tüketici nezdinde karıştırmaya sebebiyet verecek bir durumun bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu markayı kullandığı işletmesinde tütün ürünleri dahi satmadığını, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: İlk derece mahkemesinin ████████E, ███████ Karar sayılı, █████/2020 tarihli ilamında; "Davanın KABULÜNE, Davalıya ait ... numaralı "..." markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, Davalının davacının markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olan "..." markasını işletme adı olarak kullanmak suretiyle marka hakkına TECAVÜZ ETTİĞİNİN VE HAKSIZ REKABETTE BULUNDUĞUNUN TESPİTİNE, Marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin ÖNLENMESİNE VE SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA, Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalıdan alınarak Türkiye'de yayın yapan tirajı yüksek üç gazeteden birinde ilanına," şeklinde karar vermiştir.DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin █████/2022 tarih ve █████████ Esas, █████████ karar sayılı ilamı ile; "... Davalının usule ilişkin istinaf istemi; davalı şirketin İsviçre menşeili olduğu ve yabancılık unsuru nedeni ile teminat alınması gerekirken teminat alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.İsviçre, Lahey Sözleşmesi'ne taraf olduğu gibi, Türkiye ile İsviçre arasında yabancılık ve yargılama teminatında muafiyet konusunda ikili anlaşma bulunması nedeniyle MÖHUK'nun 32. maddesi uyarınca davacıdan teminat alınmasına gerek bulunmadığından bu yöndeki istinaf isteminin reddi ile esasa ilişkin istinafın incelenmesi gerekmiştir. Marka hükümsüzlük davası 5 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Kötü niyetle tescil edilen markalar yönünden ise hükümsüzlük davası açma hakkı hak düşürücü süreye bağlı değildir. Ancak bu halde, dava açan kişinin karşı tarafın kötüniyetini ispat etmesi gerekir. Tek başına tanınmış bir markanın aynı/benzer tescil edilmiş olması markanın kötüniyetli tescil edildiği anlamına gelmeyeceği gibi kötüniyetin markanın başvuru tarihine göre değerlendirilmesi gereklidir.Dava tarihindeki SMK 6/5 .md "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." şeklindedir.Somut uyuşmazlıkta; davalının ... numaralı "..." ibareli 43.sınıftaki markası 28.12.2006 başvuru tarihli, 10.01.2008 tescil tarihli olup dosyaya yansıyan kararlara göre davacının ... markası 34.sınıfta tanınmış markadır. Dava tarihi olan 06.10.2017 tarihi itibarı ile 5 yıllık sürenin dolduğu sabittir. Bu durumda; öncelikle davalının tescilde kötüniyetli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davacı kötüniyetin ispatı için tanınmış marka iddiasına ve kullanıma ilişkin görsellere dayanmış; davalı taraf ise ... ibaresinin belediyenin tabelalarında, basında acenta tanıtımlarında yer belirten "anonim hale gelmiş" unsur olarak kullanıldığını, uzun süredir markanın tescile uygun olarak kullanıldığını, sessiz kalma yolu ile hak kaybı oluştuğunu, markaların tescil sınıflarının farklı olduğunu, kötüniyetten söz edilemeyeceğini savunmuş, bir kısım görseller sunmuştur. Bilirkişilerin raporları incelendiğinde; kök raporda kullanımın davacının tanınmış markasının ayırt edici karakterini zedeleyebileceğini, markanın sıradanlaştırıldığı, markanın sulandırılması tehlikesi olduğu yönünde görüşe yer verilmişken, ek raporlarında ise davalının markasının kullanımının ayırt edicilik vasfı zedelenmeyecek şekilde olduğunu, kullanımın davacının markasına tecavüz teşkil etmeyeceğini belirtildiği, davalının raporlara ayrıntılı itirazları giderilmediği, raporun eksik incelemeye dayalı olduğu görülmektedir. Bu durumda mahkemece öncelikle TPMK'dan davacının tanınmış marka kaydının getirtilerek, davalı markasının başvuru tarihi itibarı ile davacı markasının tanınmışlık düzeyi ve davalının savunmaları üzerinde durulması, davalının raporlara ayrıntılı itirazlarının değerlendirilerek, davalının marka başvurusunda kötüniyetli olup olmadığı, sessiz kalma yolu ile hak kaybı oluşup oluşmadığı yönünden davalının kullanımı ve marka sınıfları da dikkate alınarak yeni bir heyetten rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. -Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, -İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin ████████ Esas, ███████ Karar sayılı, 23.06.2020 Tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, -Yargılamaya devam olunmak üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, " şeklinde karar vermiştir.DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin istinafa konu ████████, ████████ Karar sayılı, █████/2023 tarihli ilamında; "... SMK m.6/1 anlamındaki benzerlik karıştırma ihtimali yaratan bir benzerlik iken, SMK m.6/5 kapsamındaki benzerlik için bu şekilde karıştırma ihtimali doğuran bir benzerliğin aranmadığı, düşük seviyede bir benzerliğin yeterli olduğu, sonraki markanın tanınmış markayı çağrıştırmasının yeterli olduğu, tarafların marka sınıflarının farklı olduğu ancak tanınmış markalar bakımından tanınan korumanın normal markalara göre daha geniş olduğu, bu nedenle SMK m.6/5 kapsamında tescilin önlenmesi veya hükümsüz kılınabilmesinin farklı mal veya hizmetler bakımından da mümkün olduğu, davacı markasının tütün mamulleri sektöründe gerek dünyada gerekse ülkemizde davalı markasının tescil başvurusu tarihinde tanınmış marka olduğu, İşaretler arasında var olan benzerlik, davacı markasının tanınmışlığı, hitap edilen halkın aynı genel halk olması sonucunda sonraki davalı markasını gören tüketicinin aklına davacı markasının gelmesi suretiyle bir bağlantı kurulmasının mümkün olduğu, Ancak, davalıya ait ... ibaresini gören tüketicinin aklına davacıya ait ... markasının gelmesi suretiyle bir bağlantı kurulması mümkün ise de, gerek “...” ibaresi “deve”, gerek “...” ibaresi “plaj” anlamına geldiğinden ... ve/veya ... şeklinde tüketici tarafından anlaşılacak olan ve bünyesinde restoran/kafe hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri veren bir işletmenin davaya konu ... ibaresini markasında kullanmasından kaynaklanan bir imaj transferinin veya tanınmışlıktan haksız yararlanmanın söz konusu olmayacağı, davalı markası bünyesinde yiyecek ve içecek hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri de içeren belirli bir plaj hizmetine işaret eden ... şeklinde olduğundan, tütün ürünleriyle davalı markasının tescilli olduğu hizmetler arasında yakın bir ilişkinin kurulması suretiyle SMK m.6/5'de belirtilen markanın tanınmışlığından haksız bir yararın sağlamasının veya itibarına zarar verilmesinin veya ayırt edici karakterinin zedelenmesinin söz konusu olmayacağı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi █████████ Esas, █████████ karar sayılı kaldırma kararı gerekçesinde belirtilen davalının marka başvurusunda kötüniyetli olup olmadığı, sessiz kalma yolu ile hak kaybı oluşup oluşmadığı yönünden yapılan incelemede, davaya konu ... ibaresinin, develerin de bulunduğu “Deve Plajı” olarak adlandırılan Bodrum ilçesinde bir koyun adı olarak kullanıldığı, Belediye tabelalarında bile bu ibarenin yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda, anılan yerde kullanılmak üzere tescil edilen markanın davacı açısından kötü niyet teşkil etmediği markanın kullanıldığı coğrafi bölgedeki kullanım dışında bir kullanım bulunmadığı değerlendirildiğinde ... ibaresinin dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde davacı markası ile iltibas oluşturmak veya davacının ticaretini engellemek, şantaj yapmak veya marka ticareti yapmak için tescil ettirilmemiş olduğu, davalı markasının tescilinin davacı bakımından kötü niyet teşkil etmediği kabul edilmiştir. Davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması haline dair inceleme de yapılmış, davalı tarafın davacının hangi tarihten bu yana markanın kullanımını bildiğini ve buna rağmen sustuğuna ilişkin bir veri dosyaya sunmamış, dosyaya sunulan haber içerikleri ve belgelerde belirtildiği üzere, Muğla ili, Bodrum ilçesinde bir coğrafi yere ilişkin internet haberleri olup davalı kullanımına ilişkin olmadığı, bu sebeple somut olayda davalının, davacının davaya konu markanın tescil tarihinden sonraki kullanımına SMK m.25/6 anlamında birbirini izleyen 5 yıl boyunca sessiz kalmak suretiyle huzurdaki hükümsüzlük davasını açmakta hak kaybına uğramayacağı, ancak yukarıda ifade edildiği üzere davacı tarafın talepleri ve davalı tarafın itirazları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafın SMK'nın 5 ve 6. Maddeleri gereği davalı adına tescilli markanın "Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması." ve "Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. " hallerinin varlığı sebebiyle davalı tarafın markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiği alınan bilirkişi raporu ile davalıya ait ... ibaresini gören tüketicinin aklına davacıya ait ... markasının gelmesi suretiyle bir bağlantı kurulması mümkün ise de, gerek “...” ibaresi “deve”, gerek “...” ibaresi “plaj” anlamına geldiğinden ... ve/veya ... şeklinde tüketici tarafından anlaşılacak olan ve bünyesinde restoran/kafe hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri veren bir işletmenin davaya konu ... ibaresini markasında kullanmasından kaynaklanan bir imaj transferinin veya tanınmışlıktan haksız yararlanmanın söz konusu olmayacağı, davalı markası bünyesinde yiyecek ve içecek hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri de içeren belirli bir plaj hizmetine işaret eden ... şeklinde olduğundan, tütün ürünleriyle davalı markasının tescilli olduğu hizmetler arasında yakın bir ilişkinin kurulması suretiyle SMK m.6/5'de belirtilen markanın tanınmışlığından haksız bir yararın sağlamasının veya itibarına zarar verilmesinin veya ayırt edici karakterinin zedelenmesinin söz konusu olmayacağı, bu haliyle ne marka hakkına bir tecavüz ne de haksız rekabet oluşturmayacağı, yine hükümsüzlük halleri bakımından da alınan bilirkişi raporunda davalı tarafa ait markanın davalı tarafa ait markanın davaya konu ... ibaresinin, develerin de bulunduğu “Deve Plajı” olarak adlandırılan Bodrum ilçesinde bir koyun adı olarak kullanıldığı, Belediye tabelalarında bile bu ibarenin yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda SMK'nın 25/4 maddesine göre Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamayacağı dikkate alınarak hükümsüzlük talebi yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiş; -Davanın REDDİNE, " şeklinde karar vermiştir.İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararın çelişkiler içerdiğini, itirazların giderilmediğini, Markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı yönündeki tespitin hiçbir inceleme ya da delile dayanmadığını, bu hususun aksi yönde hem rapor ile hem karar ile hem de davalı beyanları ile dahi çeliştiğini, Dava dilekçesinde SMK 25'e dayanıldığını, SMK 25/2de atıf yapılan SMK 5 Maddesinin kamu yararı ve düzeni ile ilgili resen dikkate alınacağını, Tanınmışlığa ilişkin maddeler kapsamında mal hizmet benzerliği aranmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, markanın sulandırılmasının söz konusu olacağını, davalının kötüniyetli olduğunu, haksız yarar sağlama gayesinde olduğunu, kararda imaj transferi, tanınmışlıktan haksız yararlanma, itibar zedelenmesinin gündeme gelmeyeceğine yer verilmesinin hatalı olduğunu, Pek çok ilk derece, BAM ve Yargıtay karar örneği sunduklarını, Kararlarda yer aldığı üzer 34 ve 43.sınıftaki mal ve hizmetlerin birbiri ile ilişkili olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğunu, Kötüniyet koşullarının oluştuğunu, davalının ... ibaresinin anonim hale geldiğini ileri sürdüğünü, buna rağmen tekel hakkını elinde bulundurarark tescil ettirdiğini, bu davada da marka hakkını elinde tutmak için çaba gösterdiğini, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davalının anonim hale geldiğini düşündüğü ibareleri tescil ettirmeyeceğini, davalının bu ibarenin konum ve yer ismi olarak kullanıldığına ilişkin algı yaratmaya çalıştığını, ... ibaresi herkesçe kullanılabilecekse hükümsüzlük koşulunun da oluştuğunu, davalının 24.01.2023 Te sunduğu dilekçe görseline göre ... ibaresinin daha baskın kullanıldığını, sessiz kalma yolu ile hak kaybının kanıtlanamadığını, kötüniyetin sabit olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. GEREKÇE Dava, davacı adına tescilli "..." ibareli tanınmış markanın davalı tarafça iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığı iddiası ile markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve men'i ile davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markasının SMK 6/1, 6/5 ve 6/9 maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta davalının ... numaralı "..." ibareli 43.sınıftaki markası 10.01.2008 tescil edilmiş davacı yanca 26.12.2017'de ihtar keşide edilerek 06.10.2017'de dava açılmıştır. Dava tarihi itibarı ile 5 yıllık sürenin dolduğu sabittir. Mahkemenin kararının gerekçesinde tescilde kötüniyet olmadığı kabul edilmiş, davacı vekili bu hususta istinafa başvurmuştur. Bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her somut olayın delillerine göre değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescilleri kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edilmektedir. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyet tescil başvurusu anında varolmalıdır. Tescilden uzun süre sonraki kullanımlarda, markanın tescil olunduğu gibi değil de başkalarının markalarına yanaşılarak yapılan kullanımlar marka hakkına tecavüz teşkil edebilirse de tek başına kötüniyetli tescile delalet edemez. Tanınmış markanın aynısının tescili tek başına kötüniyet teşkil etmeyecek olup kötüniyetin tescil başvuru anına göre değerlendirilmesi gerekir. (Benzer yönde Y.11 HD, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı, ... markasına ilişkin kararı) Somut olayda mevcut delil durumuna göre davalının tescilde kötüniyeti sabit olmadığından hükümsüzlük davasının hak düşürücü süreden sonra açıldığı kabul edilerek reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür. Davacının markaya tecavüz ve haksız rekabete ilişkin istinaf istemlerinin davalının dosyaya yansıyan markasal kullanımları ve tarafların tescilli markaları ile birlikte değerlendirilmesi gereklidir. Davalının "..." ibaresini işletme levhasında ve şemsiyelerde düz yazı ile kullanıldığı, herhangi bir şekle yer verilmediği, kullanımın "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" sınıfında olduğu ve davalının düz yazılı markasının tescilli şekline uygun bir kullanım olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markası tütün mamulleri yönünden tanınmış marka ise de; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.02.2020 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı ilamında kabul edildiği üzere 34. sınıf mallarla, 43. sınıf hizmetler arasında herhangi bir benzerlik bulunmamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.02.2022 tarih, █████████ E., ████████ K. sayılı kararı incelendiğinde; davacının ... markasına dayalı olarak ... ibareli, deve figürü içeren 43.sınıftaki marka yönünden YİDK kararının iptali ve hükümsüzlüğü talebinde bulunduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, TPMK vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede; "... tanınmışlık ileri sürülen emtia ile davalının başvuru markasının çok farklı sektörlerde olması nedeniyle KHK'nın 8/4. maddesindeki risklerin oluşmayacağı kabul edilerek YİDK'nın iptali isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine "değinilerek kararın bozulduğu, iş bu davada da davalının markasal kullanımının 43.sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde" olduğu, keza davalının aşamalardaki savunmalarının değerlendirildiği son bilirkişi raporunda ...'in bir koy/bölge adı olduğu, gazete haberleri, ... sitesine göre eski adıyla ... olarak bilinen ...'in, eskiden beri kumsalda yatan develer sayesinde bu adı aldığına değinildiğine yer verildiği birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda davalının kullanımının markaya tecavüz oluşturmayacağının kabul edilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine dair kararda usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025