Anahtar kelimeler: Drop Sfa Blue Tarihili Temizleme Sipariş İhracat Satım Ayıp Şirketten

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDAVANIN KONUSU : Ayıp iddiasıyla satım bedelinin geri tahsili Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının 12.03.2020 tarihli ve SFA2020000000114 numaralı fatura karşılığı olarak 25.008 adet, 24.03.2020 tarihili ve SFA2020000000141 numaralı fatura karşılığı olarak 25.000 adet BLUE DROP 100 ml el temizleme jelini davalı şirketten satın aldığını, bunun karşılığında, ilk sipariş için 133.241,02 TL ve ikinci sipariş için 139.895,14 TL davalıya ödeme yaptığını, davalı şirket ihracat müdürü olan ..'un kullandığı 0535 571 06 61 numaralı telefondan, yapılacak ürün satışları öncesi ürünlerin niteliklerini gösteren evrak ve katalogların 13.03.2020 tarihinde whatsapp üzerinden müvekkili şirketin sigortalı çalışanı olan ...'ın kullandığı ... numaralı telefona gönderildiğini, davacıya gönderilen MSDS ve Certificate of Analysis and Composition başlıklı belgede Blue Drop El Temizleme Jelinin içeriğinde bulunan alkol oranının %55-70 aralığında olacağının belirtildiğini, davacının davalıdan satın aldığı ürünleri piyasaya sürerek ürünlerin satışını yapmaya başladığını, 12.03.2020 tarihinde satın alınan ürünler hakkında davacıya herhangi bir şikayet veya geri dönüş yapılmamasına rağmen 24.03.2020 tarihli satın alınan ürünlerle ilgili müşterilerden müvekkiline birtakım şikayetler gelmesi üzerine ikinci parti olan 24.03.2020 tarihinde teslim edilen el temizleme jellerinin içeriklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi için davalının davacıya teslim ettiği ürünlerin analize gönderildiğini, ürünlere ilişkin Bilim Kozmetik Ve Endüstriyel Ürünler Laboratuvarının 04.05.2020 tarih ve A-2020-001617 numaralı analiz raporunda, el temizleme jellerindeki alkol oranının %7,17 olduğunun tespit edildiğini, davacının, teslim edilen ürünlerin davalı tarafından bildirilen alkol oranına sahip olmadığını laboratuvar sonuçlarının incelenmesi ile öğrendiğini, davacının bu sebeple ürünlerin satışı ivedilikle durdurduğunu, ürünlerin, davalı tarafça bildirilen nitelikleri taşımadığının anlaşılması üzerine müvekkili tarafından davalıya Beyoğlu 8. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 11.05.2020 tarihli ihtarnamesi gönderilerek davalının, müvekkilinin elinde kalan ürünleri iade alması ve karşılık olarak ödenen bedeli iade etmesinin ihtar edildiğini, ancak sonuç alınamadığını, ürünlerin ayıplı olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından 24.03.2020 tarih ve SFA2020000000141 numaralı fatura karşılığı ayıplı olarak teslim edilen el dezenfektanlarından 24.500 adedinin bedeli olan 137.097,50 TL'nin temerrüt tarihi 18.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davadan 03.02.2021 tarihinde haberdar olunduğunu, davalı şirket çalışanına 01.09.2020 tarihinde yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, tüzel kişilere yapılan tebligatta şirket yetkilisine tebligatın yapılması asıl olup ancak şirket yetkilisinin tebliğ sırasında şirkette olmaması durumunda, olmama durumu ve nerde olduğu tutanağa geçirilerek tebligat yapılması mümkün olduğunu, bu sebeple yapılan tebliğ bu şartlara uygun davranılarak yapılamadığından tebligat usulsüz olup, dava dilekçesinin öğrenme tarihinin 03.02.2021 olarak kabulü ile işbu dilekçenin cevap dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacıya satılan ürünlerde belirtildiği gibi alkol oranı olacağı konusunda davacı yana taahhüt olmadığı gibi ürünlerin üzerinde antibakteriyel ibaresi de geçmediğini, çünkü ürünün el dezenfektanı olarak satılmadığını, bu nedenle ayıplı bir ürün gibi bir durum söz konusu olmadığını, ürünlerin rl temizleme jeli olarak geçtiğini, şirketimizde satışa konu edilen el temizleme jellerindeki alkol oranı en az %6’lerden başladığını, bunu davacının da bildiğini, davacının ürünün alkol oranının %50-70 aralığında olduğuna bir taahhüdü olmadığı gibi davacının da davalıdan böyle bir talebi olmadığını, ürünler üzerinde de böyle bir ibare bulunmadığını, daha önceden davacıya yapılan ürün satışının da bu çerçevede olduğunu ve herhangi bir sorunla karşılaşılmadığını, bu nedenlerle ürünlerin ayıplı kabul edilmesi mümkün olmayıp, yapılacak bilirkişi incelemesinin de buna yönelik olması gerektiğini, piyasada el temizleme jeli vs. ürünlere talebin azalması nedeniyle davacını elinde ürün kalması ürünleri satamaması nedeniyle kötü niyetli olarak hareket ettiğini, nitekim 24.03.2020’de satış yapıldıktan 45 gün sonra bunun bildirilmesinin de kötü niyeti gösterdiğini, 8 günlük sürede faturaya itiraz edilmediğini, daha önce de tarafların aynı ürünü alıp sattığını, sonrasında gizli ayıba dayanılamayacağını, davacı ihtarına Kahramanmaraş 3.Noterliğinin 20.05.2020 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarı ile cevap verildiğini, davacının sunduğu ''...'' olarak kayıtlı kişinin davalı ile herhangi bir bağ ve bağlantısı olmadığı gibi yazışmaların dava konusu ile ilgisi ve irtibatının da anlaşılamadığını, bahse konu yazışmada beliritlen 16.03.2020 tarihi gözetilerek 01.01.2020 ile 01.04.2020 arası çalışan personeli gösterir SGK kayıtlarını da sunduklarını, davacı taleplerinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, ayıplı olarak teslim edilen ürün nedeni ile ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, dava konusu ürünlerin iddia edildiği şekilde ayıplı olup olmadığı, ayıplı olduysa ayıbın niteliğinin ne olduğu (gizli veya açık ayıp), muayene ve ihbar yükümlülüklerinin davacı tarafça yerine getirilip getirilmediği, davacı tarafın alacağının olup olmadığı hususlarındadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularında, tarafların ticari defter ve belgeleri ile dava konusu ürünler üzerinde inceleme yapılarak SMMM, eczacı, kimyager ve hukuk bilirkişilerden oluşan heyete tevdi ile rapor alınmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; dava konusunun, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davalı yan tarafından davacı yana tanzim edilen faturaların içeriği ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile 24.500 ürüne tekabül eden 137.097,50 TL'nin ticari avans faizi ile birlikte davacı yana iadesi talebinden ibaret olduğu, davacının 2020 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; davaya konu dezenfektan ürünlerine ilişkin davalı tarafından davacı adına tanzim edilen 12.03.2020 tarihli SFA2020000000114 nolu 133.241,02 TL tutarlı ve 24.03.2020 tarihli SFA2020000000141 nolu 139.895,14 TL tutarlı faturaların davacı yan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, fatura bedellerinin davacı tarafından ödenmiş olup cari hesap olarak davacı yanın davalı yandan borç ve alacağının bulunmadığı tespit edildiği, davalının 2020 yılı ticari defterlerinin lehine delili niteliğinin bulunduğu, Davalının ticari defterlerine göre; Davaya konu dezenfektan ürünlerine ilişkin davalı tarafından davacı adına tanzim edilen 12.03.2020 tarihli SFA2020000000114 nodu 133.241,02 TL tutarlı ve 24.03.2020 tarihli SFA2020000000141 nolu 139.895,14 TL tutarlı faturaların davalı yan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, fatura bedellerinin davacı tarafından ödenmiş olup cari hesap olarak davalı yanın davacı yandan borç ve alacağının bulunmadığı tespit edildiği, davalı... Kozmetik San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı adına tanzim edilen dava konusu ürünlere ilişkin düzenlenen faturanın E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlediği, faturanın davacı ve davalı yan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında düzenlenen fatura yönünden bir çekişmenin mevcut olmadığı, asıl uyuşmazlığın davalı tarafından fatura konusu ürünlerin ayıplı gönderilmesi noktasında toplanmakta olduğu, bu durumda ürünlerdeki ayıp iddiası ile ilgili yapılan teknik incelemeler aşağıdaki gibi olduğu, teknik yönden yapılan incelemelerde; davalı firma tarafından, davacı firmaya temin edildiği iddia edilen Ürün Analiz ve Bileşim Sertifikası(MSDS belgesi) üzerinde, uyuşmazlık konusu " Blue Drop El Temizleme Jeli" ürünleri için alkol oranının yüzde 55-70 aralığında olması gerektiğinin tespit edildiği, ürüne ait 100ml ambalaj üzerinde ürün içeriğinde alkol bulunduğunun belirtildiği, ancak ürün ambalajının herhangi bir yerinde alkol miktarı/oranına ilişkin bir bilgiye rastlanmadığı, incelemede, ürünün bu miktarda alkole sahip olmadığı, bu kadar yüksek oranda alkole sahip olsaydı ürünün kokusundan anlaşılır olacağı kanaatine varıldığı, ürünlerdeki alkol miktarının kesin olarak belirlenmesi gerektiğine karar verilmesi ihtimaline yönelik olarak 100 ml'lik ürün ambalajlarından, iki adet numune olarak teslim alındığı, belirtilen iki adet numune, ilk defa açılan iki farklı kutudan alındığı, uyuşmazlığın çözümlenmesi için ürünlerdeki alkol miktarının kesin olarak tespit edilmesi gerektiği sonucuna varılırsa, bu numunelerdeki alkol miktarının tespiti için laboratuvar incelemesi yapılmasının uygun olacağı kanaati bildirilmiştir. Dava, ayıplı olarak teslim edilen ürün nedeni ile ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Davacı taraf davalı taraftan el temizleme jeli satın alınmasına ilişkin anlaşma sağlandığı ve davacı tarafından dava konusu ürünlerin ödemelerin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık teslim edilen el temizleme jellerinin ayıplı olarak teslim edilip edilmediği, davacının ayıp ihbarını süresinde yapıp yapmadığı noktalarında toplanmaktadır. Dosya da alınan bilirkişi raporları ile davaya konu el temizleme jellerinin üzerindeki etikette ürün içerisindeki maddeler arasında alkol belirtilmiş ancak alkol veye bileşimdeki diğer maddeler için herhangi bir oran belirtilmediği ve ayrıca söz konusu ürünlerin alkol oranlarının % 55 veya üzerinde olması durumunda laboratuvar analizi olmamanda anlaşılabileceğini tespit etmiş olup bilirkişi raporunun değerlendirilmesinden davaya konu ürünlerin ayıplı olarak teslim edildiği ve ayıbın teslim sırasında açıkça belli nitelikte olmasından dolayı açık ayıp olarak kabul edilmesi gerekecektir. TTKm.23/c hükmü gereği malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde alıcı durumu satıcıya ihbar etmelidir. Şayet açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemeli veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlüdür. Diğer durumlarda, TBK m.223 hükmünün uygulanması gerekmektedir. Davaya konu el temizleme jelleri davacı tarafa █████/2020 tarihinde teslim edildiği ve dava öncesi yaptırılan ilk tespitin █████/2020 tarihinde yaptırıldığı ve dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerden davalı tarafa ayıp ihbarının, █████/2020 tarihli ihtarname ile yapıldığı görülmektedir. Davacının, ayıba bağlı haklarını kullanabilmesi için ayıp ihbarının zamanında yapıldığını kanıtlaması gerekmektedir. Dosya kapsamı dikkate alındığında davacı tarafından yapılan ayıp ihbarının süresinde olmadığı anlaşıldığından, ödenen bedeli iadesini de talep edemeyecektir. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafa dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen süresi içerisinde usulüne uygun bir cevap dilekçesi sunulmadığını, davalının ön incelemeye de katılmadığını, ön inceleme duruşmasında ilk dava şartları veya ilk itirazlar bakımından herhangi bir itiraz da sunulmadığını, dava tahkikat aşamasında iken, davalı tarafından içerisinde savunmaların yer aldığı bir dilekçe sunulduğunu, bunun cevap dilekçesi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu ürünlerin gizli ayıplı olduğunu, ilk derece mahkemesince yapılan açık ayıp değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu dezenfektan ürünlerindeki ayıbın niteliğinin ancak laboratuvar ortamında yapılacak incelemeler neticesinde ortaya çıkabilecek nitelikte olduğunu, bu durumun açık ayıp olarak nitelendirilmesinin hukuki bir yaklaşım olmadığını, ürünlerin içerdiği alkol miktarının gerekli oranlarda olup olmadığının ancak bilimsel laboratuvar analizlerinin yapılması neticesinde ortaya çıkabileceğini, bu hususun ürünleri koklayarak ya da başkaca bir yöntemle tespit edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki, davalı tarafından müvekkiline 25.000 adet dezenfektan ürünü satılmış olup, her bir ürünü tek tek koklayarak alkol oranının tespit edilebilmesinin de mümkün ve akla uygun bir yöntem olmadığını, el dezenfektanlarının alkol oranının, piyasada %60-95 arasında değiştiğini, kaldı ki müvekkiline bu durumun davalı şirket yetkisi tarafından %55-70 arası olarak beyan edildiği gibi, bu durumun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, bununla birlikte bilirkişi raporunda, ürünlerin alkol oranının koklanarak anlaşılacağının belirtilmesi ve sonrasında da ilk derece mahkemesinin bu tespite dayanarak ürünlerin açık ayıplı olduğunu değerlendirmesinin ve davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, zira ürünlerin koklanmak suretiyle içerdiği alkol oranının net bir şekilde tespiti mümkün olmayıp, bilimsellikten uzak, akla ve mantığa uymayan bir durum olduğunu, nitekim ürünleri satın alan davacı yetkilisi tarafından da ürünlerin içerdiği alkol miktarının düşük olup olmadığı daha önce anlaşılamadığını, ürünlerin ayıplı olup olmadığının, laboratuvar ortamında incelenmesi suretiyle bilimsel yolla hazırlanana bir tespite dayanması gerektiğini, davacı tarafından yapılan işlemlerin de buna yönelik olduğunu, davacının ürünleri satın aldıktan sonra ayıplı olduğunu düşünerek uygun süre içerisinde ürünlerin laboratuvar analizlerini yaptırdığını, çıkan sonuca göre ürünlerin gerekli alkol oranına sahip olmadığı tespit edildikten sonra derhal davalı şirkete başvurulduğunu, tüm bu hususlar göz önüne alındığında, ilk derece mahkemesinin dava konusu ürünlerin açık ayıplı olduğuna ilişkin kararında hukuka uygunluk bulunmadığını, ürünlerin ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli olmadığından ve ürünlerinin ayıplı olduğunun tespiti için basit ve olağan bir gözlem ve inceleme yeterli olmayıp, laboratuvar ortamında bilimsel bir inceleme yapılması gerektiğini, bu nedenle mevcut durumda TBK 223 maddesinin uygulanması gerektiğini, satın alınan ürünler olağan bir gözden geçirme ile anlaşılabilecek bir ayıp olmadığından ve ayıbın tespiti birtakım uzmanlık gerektiren incelemelerin yapılmasına bağlı olduğundan artık burada TBK'nın 223/2 maddesinin uygulama alanı bulacağını, bu şekilde bir gizli ayıbın tespiti halinde durumun derhal satıcıya bildirilmesi ile ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmiş olacağını, nitekim davacı tarafından 04.05.2020 tarihli davaya konu ürünlerin alkol oranlarının düşük olduğunu gösterir analiz raporunun kendisine ulaşmasının ardından 11.05.2020 tarihinde durumu davalı satıcıya noter kanalı ile bildirdiğini, analiz raporunun hazırlandığı tarih ile ihtar tarihi arasında 7 günlük bir süre bulunmakta olup, analiz raporunun müvekkiline ulaşma süresi de dikkate alındığında, müvekkilinin gizli ayıbı derhal bildirme yükümlülüğünü yerine getirdiğinin de açık olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇEDava, TBK'nın 227.maddesi uyarınca, ticari satıma konu malların ayıplı olduğu iddiasına dayalı mal bedelinin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında 24.03.2020 tarihli ve 139.895,14 TL bedelli fatura konusu 25000 adet '' BLUE DROP 100 ml el temizleme jeli'' satışına dair satım ilişkisi bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakta olup taraflar arasındaki bu satım sözleşmesine TBK'nın 207 ve devamı maddeleri ile TTK'nın 23.maddesinin uygulanması gerekmektedir.Davacı vekili; davalının, 24.03.2020 tarihli ve 139.895,14 TL bedelli fatura konusu 25000 adet '' BLUE DROP 100 ml el temizleme jeli''nin içeriğinde MSDS ve Certificate of Analysis and Composition başlıklı belgeye göre alkol oranının %55-70 aralığında olacağı taahhüt edilmesine rağmen bu oranda olmadığının müşteri şikayetleri neticesinde yaptırılan analizde anlaşıldığını, analiz sonuçları üzerine derhal davalıya 11.05.2020 tarihinde ihtarname gönderilerek ayıp ihbarında bulunulduğunu ileri sürerek, malların iade alınarak mal bedelinin iadesini talep etmiştir. Davalı vekili ise; davalı yanca davacıya alkol oranına ilişkin bir taahhütte bulunulmadığını, ürünün antibakteriyel olmadığını, ürünün dezenfektan değil el temizleme jeli olduğunu, bir önceki satışın da aynı şekilde yapıldığını, ayıp ihbarının 24.03.2020 tarihinde satış yapıldıktan 45 gün sonra gönderilen ihbarname ile yapılarak ihbar süresine uyulmadığını savunmuştur. Öncelikle belirtilmeli ki, tüzel kişilere tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13.maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde düzenlenmiş olup, tüzel kişilere ve ticari işletmelere tebligat ile tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligatın nasıl yapılması gerektiği açıklanmıştır. 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12.maddesinde ''Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir'', 13. maddesinde ise; ''Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır'' hükümleri yer almaktadır. Tebligat Yönetmeliğinin 21. maddesinde ise, tüzel kişi adına tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması gerektiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı belirtilmiştir. Somut olayda dava dilekçesi, 01.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup tebligat parçası incelendiğinde, tüzel kişiliğin temsilcisi tebliğ anında adresinde bulunmaması toplantıda olması nedeniyle muhasebeci ...'e tebliğ edildiği, bu haliyle tebliğ alan kişinin tebliğ almak konusunda yetkilendirilmiş olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle yapılan tebligat usulsüz olup davalı vekilince sunulan 17.02.2021 tarihli cevap dilekçesinde öğrenme tarihi olarak bildirilen 17.02.2021 tarihi tebliğ tarihi kabul edilmelidir. Bu durumda davaya cevap dilekçesinin süresinde sunulduğu anlaşıldığından davacı vekilinin cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığı ve dikkate alınmaması gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı ile davalı arasındaki satım ilişkisine dair yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalının, davacıya '' BLUE DROP 100 ml el temizleme jeli''nin içeriğinde, MSDS ve Certificate of Analysis and Composition başlıklı belgeye göre alkol oranının %55-70 aralığında olacağını taahhüt ettiği yönünde bir yazılı delil bulunmamaktadır. Sadece söz konusu sertifika davacı yanca sunulmuş, ancak satım konusu malların bu oranda alkol içereceğinin taahhüt edildiğin dair bir yazılı delil sunulmamıştır.Mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporunda, numune olarak satım konusu ürünlerden seçilerek incelenenler üzerinde içerik kısmında alkol bulunduğunun yazılı olduğu ancak oranının yazılı olmadığı, incelemede, ürünün %55-70 oranında alkole sahip olmadığı, bu kadar yüksek oranda alkole sahip olsaydı ürünün kokusundan anlaşılır olacağı, miktarının kesin olarak belirlenmesi için laboratuvarda inceleme yapılabileceği kanaati bildirilmiştir.Satım sözleşmesine konu bir eşyada ayıp ve eksik bulunması halinde izlenecek yol TTK'nın 23. maddesinde düzenlenmiştir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davalı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin █████/2022 tarihli, █████████ E. █████████ K., █████/2020 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin █████/2018 tarih ve ████████ E., ██████████ K. Sayılı ilamı).TBK'nın 223/2.maddesi ise ''Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Somut olayda, 24.03.2020 tarihli ve 139.895,14 TL bedelli fatura konusu 25000 adet ''BLUE DROP 100 ml el temizleme jeli''nin bilirkişilerce incelenen ve fotoğraflanan numunesi üzerinde ürünün ambalajında alkol bulunduğunun yazılı olduğu, ancak oranının belirtilmediği görülmektedir. Bu durumda yukarıda da belirtildiği gibi ürünlerdeki alkol oranının %55-70 aralığında olacağının taahhüt edildiği yönünde bir yazılı delil bulunmadığı gibi 24.03.2020 tarihli fatura ile davacı yanca teslim alınan el temizleme jellerinde bu oranda alkol bulunmaması, ürün ambalajında oran belirtilmediği de nazara alındığında açık ayıp niteliğinde olup, süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu kanıtlanmadığından, fatura konusu malların mevcut şekli ile satın alınarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, TBK'nın 207. maddesine göre satım bedelinin ödendiği ve fatura konusu malların da davacıya teslim edildiği, süresinde muayene ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin kararı isabetli olup davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU : HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : █████/2025