Anahtar kelimeler: Kremlerde Dünyanın Aynısının Ülkesinde İşitsel Geciktirici Görsel Açıdan Sınai Fikrî

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: ████████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına ... adına Türkiye dahil dünyanın 159 ülkesinde tescilli ve tanınmış "..." markasının işitsel ve görsel açıdan aynısının, davalı tarafından "...", "...", "..." şeklinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 5, 6, 7, 29 ve 150. maddelerine aykırı olarak "GECİKTİRİCİ KREMLERDE" kullanılması suretiyle gerçekleştirilen markadan doğan haklara vaki tecavüzün aynı yasanın 149.maddesi uyarınca tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına, tecavüz konusu ... markalı geciktirici kremlerin dava süresince de fiziksel ve/veya dijital olarak satışının yapıldığının tespiti halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 149.maddesi uyarınca anılan ürünlere el konulmasına ve imhasına, davalı şirketin Paris Sözleşmesinin 8.maddesi ile TTK'nın 52.maddesi anlamında müvekkilinin ticaret unvanına vaki tecavüzün önlenmesi ve ortadan kaldırılmasına, davalının eylemleri yönünden haksız rekabetin ve tehlikesinin tespitine ve önlenmesine, dava esnasında saptanabilecek haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, gideri davalıdan alınmak üzere, kararın kesinleşmesinden sonra gerekçe özeti ile hüküm fıkrasının ... ve ... Gazetelerinin bütün Türkiye baskılarında birer hafta ara ile ikişer defa TTK'nın 59. ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 149.maddeleri uyarınca ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinini kullandığı “...” markasının halihazırda 03-05-30-32-35. sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu, SMK 155. maddede ifade edilen hususun aynı sınıfta aynı anda tescilli markalar için olduğu, tarafların fiili kullanımı ve marka tescillerinin farklı sınıflarda ve tarafların, marka tescil kapsamları arasında iltibas bulunmadığını, davacının, tanınmışlık iddiasının ispatlamak durumunda olduğunu ve ispat yükümlülüğünün davacıda olduğunu, bir an için davacının tanınmış marka iddiasının doğruluğu kabul edilse dahi tanınmış markanın, tüm mal ve hizmetler açısından katı bir koruma sağlamasının hukuken mümkün olmadığını, kötü niyetin bariz ve kesin olarak ispatlanması gerektiğini, davacının tanınmış marka olduğunu ispatlamanın ötesinde aynı zamanda kullanmama defi savunma kapsamında da davasına dayanak yaptığı markaları kullandığını ispatlamakla yükümlü olduğunu, TPMK ve Wıpo nezdinde içinde "..." geçen birçok markanın farklı sınıflarda farklı şirketler adına tescilli olduğunu, AB Adalet Divanı kararları ve yargıtay içtihatları uyarınca "tanınmış markadan haksız yarar sağlama koşulunun ispatı gerektiği, müvekkili şirket ve yetkilisi ... adına tescilli ... markalarının 2014 yılına dayandığını, dolayısıyla SMK'nın yürürlüğe girdiği 2017 yılından daha önceye ait kazanılmış hakları bulunduğunu, her ne kadar davacının SMK 155.maddesi kapsamında kaldıklarını iddia etmiş olsa da müvekkili şirket ve yetkilisinin "..."markası üzerindeki ilk kazanım tarihinin SMK öncesi 2014 yılına dayanması dikkate alındığında SMK 155.maddesinin uygulama yerinin olmadığını, davacıya kullanmama defi savunma kapsamında kullanım ispatı için süre verilmesini, kullanımı ispatlanamayan tescil kapsamının bilirkişi incelemesi ve kararda dikkate alınmamasını, davalı kullanımlarının tescilli markalarına dayanması, ürünler arasında iltibas bulunmaması, ürünlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin farklı olması, ürünlerin tüketicilere arz edildikleri pazarların farklı olması vb.nedenlerle davacı taleplerinin reddini, marka hükümsüzlük davasının İstanbul Anadolu 2. FSHHM ███████ E. sayılı dosyasında, tazminat davasının İstanbul 1. FSHHM ███████ E. sayılı dosyasında derdest olduğunı, gerek tespit sırasında mahkemeden alınan bilirkişi raporu gerekse marka hükümsüzlük davasında alınan bilirkişi raporu; Markaların benzer olmasına rağmen farklı sınıflarda tescilli olmasının, marka tescil kapsamlarının iltibas oluşturmamasının, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığı hususlarında tespitlerde bulunduklarını, davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, Davacının ticaret unvanına vaki tecavüzün önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, İstanbul 2.FSHHM nin ████████ D.İş dosyasında █████/2020 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın markalarının yalnızca 06 ve 07. sınıflarda fiilen kullanıldığını, diğer sınıflarda kullanım ispatının yapılmadığını, buna rağmen mahkemece sunulan kullanmama defi, zamanaşımı, yetki itirazı ve sessiz kalma gibi temel savunmaların gerekçeli kararda dikkate alınmadığını, bu yönüyle savunma haklarının açıkça kısıtlandığını, bilirkişi raporlarında da tanınmışlık dışında kalan hususlara yer verilmediğini, tanınmışlık yönünden yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu, tanınmışlık iddiasının tarihinin, kapsamının ve dayanağının dosyada hiçbir somut belgeyle ispatlanmadığını, tanınmışlık tespitinin dosyada yer alan hiçbir veriye dayanmadan yapıldığını, tanınmışlığın tüm sınıflara mutlak koruma sağlamadığını, davacının farklı sınıflarda kullanımı bulunmadığını ve müvekkil markasıyla herhangi bir iltibasın mümkün olmadığını, mahkemenin markaların faaliyet alanlarını ve sınıf farklılıklarını değerlendirmeden karar verdiğini, “...” markasının farklı kişi ve şirketler adına █████/█████/35. sınıflarda müvekkil adına TPMK nezdinde tescilli olduğunu, bu tescil ve kullanımın yasal hakka dayalı olduğunu, cinsel sağlık ürünlerinin üretiminin mahkemece “itibar zedeleyici” görülmesinin yerinde olmadığını, tanınmışlık iddiasının ispatlanmadığını, itibar zedelenmesi iddiasının da somut hiçbir delille desteklenmediğini, kararın bu yönleriyle eksik incelemeye dayalı olarak oluşturulduğunu, müvekkil markasının kullanımının farklı sınıflarda ve yasal tescil kapsamında yapıldığını, davanın açılmasından önce altı yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen davacı tarafça sessiz kalındığını ve bu sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybına yol açtığını, haksız rekabet ve kötü niyet iddialarının bu nedenle dayanaktan yoksun kaldığını, ayrıca aynı taraflar arasında açılmış olan marka hükümsüzlüğü davası bulunmasına rağmen bu dosyanın bekletici mesele yapılmaksızın karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle verilen kararın eksik, hatalı ve usul yönünden sakat olduğunu, beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf başvuru gerekçelerinin hukuka aykırı olduğunu, davalının usule dair ileri sürdüğü iddiaların dosya kapsamındaki olgularla örtüşmediğini, davalının davaya süresinde cevap vermediğini ve bu nedenle yeni vakıa ileri süremeyeceğini, buna rağmen yetki itirazında bulunmasının usul hukuku bakımından geçerli olmadığını, davalının zamanaşımı ve sessiz kalma iddialarının da yerinde olmadığını, müvekkilinin markasına yönelik ihlalin kötü niyetli bir eylem olduğunu, davalının süresinde cevap vermediği için kullanmama defi ileri süremeyeceğini ve bu savunmanın istinaf aşamasında da dikkate alınamayacağını, zira savunmayı genişletme yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davalının markaların aynı sınıfta ve aynı anda tescilli olması gerektiği yönündeki yorumunun hukuken geçersiz olduğunu, müvekkilinin “...” markasının yalnızca ilgili sektörde değil, toplumun genel kesiminde dahi tanınmış bir marka olduğunu ve bu nedenle SMK m. 7/2(c) ve m. 6/5 kapsamında koruma altında bulunduğunu, farklı sınıflarda dahi davalının bu markayı kullanmasının hukuki koruma sınırlarını ihlal ettiğini, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğuna dair iddiaların somut olay açısından dayanaksız olduğunu, davalının müvekkil markasının tanınmışlığına dair hiçbir delil bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira tanınmışlığa ilişkin delillerin dava dilekçesi ekinde UYAP üzerinden usulüne uygun şekilde sunulduğunu, ayrıca Türk Patent nezdinde müvekkil adına tanınmışlık başvurusu ya da kararı bulunmadığına ilişkin iddianın da doğru olmadığını, tanınmışlık olgusunun yalnızca sicil kaydına değil, yargılamada sunulan bilgi ve belgelere göre de değerlendirilebileceğini, markanın tüm sınıflarda mutlak koruma sağlamayacağı yönündeki savunmanın yanlış olduğunu, dosyada yalnızca bir adet bilirkişi raporu bulunduğunu bu nedenle “çelişkili bilirkişi raporları” iddiasının asılsız olduğunu, müvekkil markasının tanınmışlığının sabit olduğu durumda, bu markanın davalı tarafından cinsel içerikli ürünlerde kullanılmasının markayı sulandırdığının ve itibarını zedelediğinin açık olduğunu, beyanla davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi, ortadan kaldırılması, ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi, ortadan kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin dünya genelinde tescilli ve tanınmış “...” markasının davalı tarafından “...”, “...” ve “...” ibareleriyle kullanılarak marka hakkına tecavüz edildiğini beyanla ,tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, “....” markasının 2014 yılından beri müvekkili adına 03-05-30-32-35. sınıflarda tescilli olduğunu, tescillerin farklı sınıflarda olması nedeniyle iltibas oluşmadığını savunmuştur. Davacı Markaları; - ... numaralı 28.10.2015 başvuru tarihli " ... " markasının 06 / 09 / 42 - ... numaralı 30.5.2017 başvuru tarihli " ... " markasının 06 / 07 / 08 / 09 / 17 / 20 ,- ... numaralı16.11.2019 başvuru tarihli " ..." markasının 01 / 06 / 07 / 08 /█████, - ... numaralı 12.5.2018 başvuru tarihli " ..." markasının 06 / 07 , sınıflarda davacı adına tescilli olduğu, davacı adına WIPO nezdinde ... , ..., ... nolu marka tescilleri bulunduğu, Davalı markaları; - ... numaralı 07.05.2019 tarihli "... " markasının 03. Sınıfta, tescil başvurusunun ( (6/5) Tanınmışlık, (6/9) Kötü niyet nedeniyle reddedilmiş olduğu görülmektedir. -... numaralı 28.6.2018 tarihli " ... " markasının 30. Sınıfta, -... numaralı 20.10.2014 tarihli " ... " markasının 32. Sınıfta, davalı adına tescilli olduğu, görülmektedir. █████/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: "..." ibaresinin tanınmış marka olduğu, davacının ..., ..., ..., ... başvuru nolu tescilli markaları ile davalının kullanımları birebir aynı veya tüketiciler tarafından fark edilmesine imkan olmayacak boyut ve renk farklılıkları taşıdığından aynı oldukları , ... ibaresinin orijinal ve yaygın kullanıma sahip olmayan bir ibare olduğu, Türkiye’de tanınmış bir markanın davalı tarafından aynen kullanıldığı, tanınmışlık nedeniyle , tespitlerde görüldüğü üzere davalının kullanımlarının, davacının markasını kullandığı sektörden farklı, cinsel içerikli ürünlere yönelik olduğu, bu şekildeki aynen kullanımların davacının tanınmış markasının itibarına zarar verebilecek kullanımlardan olduğu, davalının tescilli markalarından farklı şekilde markasını davacının markasına yaklaştırarak aynen kullanmasının davacı ile karıştırılmaya yol açacak dürüstlük kuralarına aykırı bir davranış olduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının ... markasının inşaat ve yapı sektöründe, özellikle de profesyonel kullanıma yönelik elektrikli el aletleri, matkaplar, vidalama makineleri, ölçüm cihazları gibi ürünlerler üzerinde kullanılan tanınmış marka olduğu , sunulan delillerden davacının 1997 yılından itibaren Türkiye'de faaliyette bulunduğu, tanınmışlığın davalı marka başvuru tarihlerinden önceye dayandığı, Türkçe'de bir anlam ifade etmeyen bu ibarenin aynısının davalı tarafından cinsel sağlık sektörüne hitap eden emtialar üzerinde kullanıldığı, davalının 03 sınıfta tescilli markasının bulunmadığı, bu sınıftaki başvurusunun davacının mesnet markalarının tanınmışlığı ve kötüniyetli başvuru gerekçesiyle kurum tarafından reddedilmiş olduğu, marka kullanımının davalı markalarının tescilli olduğu 30-32 sınıf emtialar kapsamında gerçekleşmediği, davalının farklı sınıfta tescilsiz kullanımı yönünden , SMK 155.maddesi gereği ihlal davasında sonraki tarihli koruma kapsamı farklı olan markalarının savunma gerekçesi yapılamayacağı, davalının kullanımının tescilsiz kullanım olduğu ve davacı markasına yaklaştıracak şekilde birebir aynı veya tüketiciler tarafından fark edilmesine imkan olmayacak boyut ve renk farklılıkları şeklinde olduğu, ayrıca davalı ürünü üzerinde davacı markasının kullanıldığı elektrikli alet görseline yer verildiği bu nedenlerle farklı emtia üzerinde kullanılmasına rağmen davacının tanınmış markasını kullandığı sektörden farklı, cinsel içerikli ürünler üzerinde kullanmasının tanınmış markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek, tanınmış markanın sulandırılması niteliğinde haklı bir sebep olmaksızın kullanılması olduğundan SMK 7/2-c maddesi ve 29.maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gibi, davacının markasının aynı zamanda ticaret unvanının çekirdek unsurunu oluşturduğu, davalının davacıya ait marka ve ticaret unvanının ayırt edici unsurunu aynen kullanımının TTK 52-55 maddeleri kapsamında ticari dürüstlük kurallarına aykırı haksız rekabet ve ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır. Davanın SMK 156/4 maddesi gereği yetkili mahkemede açıldığı, süresinde yapılmayan yetki itirazının mahkemece 01.03.2021 tarihli 3 nolu ara karar ile reddedildiği anlaşılmıştır. Öte yandan , sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı, davacının , sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa hak kaybının söz konusu olacağı, ayrıca sessiz kalma yoluyla hak kaybının davalı tarafın kullanımlarının iyi niyetli olması halinde mümkün olduğu davalının 03. sınıfta ... sayılı markasının reddine karar verildiği, ... markasının tescilli olmayan sınıfta aynen kullanılmasının iyi niyetli olmadığı anlaşıldığından sessiz kalma yolu ile hak kaybının uygulama yerinin bulunmadığı, yine 2 haftalık cevap süresi içerisinde kullanmama defi ileri sürülmemiş ise mahkemece kullanmama definin incelenmemesinin usule uygun olduğu, taraflar arasında görülen hükümsüzlük davasının konusunun davalıya ait marka olduğu bu nedenle eldeki tecavüz davası bakımından sonucunun bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığı, tüm bu açıklamalara göre, mahkemece davanın kabulü yönünde kurulan hükmün dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, istinaf talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ████████ E., ███████ K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!