Anahtar kelimeler: İlindeki Yataklı Ağrı Açtıkları Hakedişlerini Yapıp Taşeron Ödemediğini İmzaladıklarını Limited

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : ████████ E., 2025/8 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar .... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı dava dilekçesinde; davalı şirketle aralarında 15.06.2014 tarihli taşeron sözleşmesi imzaladıklarını, buna göre Ağrı ilindeki 300 yataklı devlet hastanesinin elektrik işlerini kendilerinin yapıp teslim ettiklerini, buna rağmen davalının hakedişlerini ödemediğini, bu konuda açtıkları davada mahkemece 4.472.657,13 TL alacaklarının davalıdan tahsiline karar verildiğini, bu dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, ancak bu kadar zamandır hakedişlerin geç ödenmesi sebebiyle maddi ve manevi birçok zarara uğradıklarını, şimdilik 5.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPMahkemece dosya üzerinden karar verildiğinden dava dilekçesi tebliğe çıkartılmamış, bunun sonucu olarak davaya konu herhangi bir cevap verilmemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması sebebiyle davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; kendilerinin dava açılmadan önce arabuluculuk müessesesine başvuru yaptıklarını ancak dava açıldıktan sonra mahkeme tarafından talep edilen arabuluculuk tutanağının muhtıra tebliğinden sonra mahkemesine sunulduğunu, fakat mahkemece dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verildiğini, verilmiş olan kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, yargılama yapılırken mahkemenin usul ekonomisini de gözetmesi gerektiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemesinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Dava, taraflar arasındaki █████/2014 tarihli "Taşeron Sözleşmesi"nden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın her iki tarafının da tacir olduğu, bu sebeple davacının ticari dava mahiyetinde olduğu ve TTK'nın 5/A maddesinin 1. Fıkrası ile 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesinin 2. Fıkrası uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğu ve dava dilekçesine de arabuluculuk sonucunda anlaşılamadığına dair son tutanağın eklenmesi gerektiği, somut olayda dava açılmadan 17 dakika önce arabuluculuğa başvurulduğu ve son tutanağın da davanın açıldığı tarihten sonra █████/2025 tarihinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumun yasanın öngördüğü arabuluculuk kurumunun getiriliş amacına uygun düşmediği, sözkonusu dava şartının dava açılmadan önce tamamlanarak, arabuluculuk sonucunda anlaşılamadığına dair son tutanağın dava dilekçesine eklenmediği dikkate alındığında, mahkeme kararının yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle verildiği kanaatine varılmıştır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Davacıdan alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI6102 sayılı TTK 5/A maddede dava şartı olarak arabuluculuğa tabi ticari davalar düzenlenmiş olup dava tarihi itibarıyla uyuşmazlığa konu dava da bu kapsamdadır.Dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin temel düzenleme 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddde yer almaktadır. Bu maddenin 2. fıkrası hükmüne göre; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."Genel olarak dava şartlarında, davanın açılabilirliği değil davanın görülebilirliği ön plandadır. Hakim dava şartlarının varlığını dava tarihine göre değil, bu konuda inceleme yaptığı tarihe göre belirler. Çünkü HMK 115. madde dava açılırken bu dava şartlarının bulunmasını bir önşart olarak öngörmemiş ve tamamlanabilme, tamamlandığında dikkate alma esasına göre bu dava şartlarını getirdiğini de açıkça ortaya koymuştur. Somut olaydaki dava şartında ise yasa koyucu bu genel ilkeden ayrılmış ve arabuluculuk dava şartını, davanın görülebilmesi için değil davanın açılabilmesi için bir şart olarak getirdiğini de açıkça düzenlemiştir. Zira maddede arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği hükmü bulunmaktadır.Bazen arabuluculuğa başvurulup başvurulmadığı hususu belirlenmeksizin davaya devam edilmiş olabilir. Hakim bunu fark ettiğinde davacı, dava açıldıktan sonra başvurduğunu ve anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağı sunduğunu beyan etmiş ise dava şartı eksikliği giderilmiş olacak mıdır? Burada HMK 115/3. madde devreye gireceği kabul edilerek inceleme tarihinde arabuluculuk süreci tamamlanmış ve bir eksiklik kalmamış olduğu için davanın sürdürülmesinin mümkün hale geldiği kabul edilmelidir. Bu durum tamamlanabilir dava şartı eksikliğinin tamamlanması değil, dava şartından beklenen amacın gerçekleşerek davanın görülmesine engel kalmamış olmasındandır. Bu şart her ne kadar davanın açılabilirliğine ilişkin bir şart ise de yargılama sürecinde eksiklik farkedildiğinde anlaşmaya varılmadığını gösteren tutanağın sunulmuş olması, davanın açılabilirliğine ilişkin şartın aranması gereğini de ortadan kaldırmış sayılmalı ve dava görülebilmelidir. Fark edilmeksizin tamamlanma halinde bu dava şartı eksikliği ortadan kalkar ise de yukarıda açıkladığımız nedenlerle yine de bu dava şartı en başta incelenmesi gereken ve eksikliği halinde tamamlatılması için süre verilmesi gerekli olmayan bir dava şartıdır.Mahkemece bu eksiklik zamanında fark edilmeyerek bir hafta içinde sunulması için süre verilmediği veya buna ilişkin tutanağın sunulması için verilen süre içinde süre içinde taraf iradesi ile bu eksiklik tamamlandığı halde, davadan önce alınmalıydı diye davanın usulden reddine karar verilmesinde ne tarafların ne de toplumun bir menfaati vardır. Önceki belge geçerli sayılacaksa süreci uzatıp yeni dava aç demek, bu belge geçerli sayılmayacaksa aynı arabuluculuk sürecini tekrar başlatman gerekiyor demek yargılamanın makul sürede yürütülmesi ve en az giderle yapılmasını düzenleyen usul ekonomisi ilkesiyle de bağdaşmayacaktır. Usul ekonomisi ilkesinin, anayasadaki adil yargılanma hakkının medeni usuldeki teminatı olduğu da düşünüldüğünde, hakimin eksik belgenin sunulması için bir hafta olmak üzere yasa gereği henüz süre vermediği dönemde tamamlanan arabulucuk sürecine değer verilmeyerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varmak da çok katı ve şekilci bir yorum olacaktır. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; dava tarihinde zorunlu arabuluculuğa ilişkin anlaşmama tutanağı bulunmadığı için dava şartı eksikliği bulunmakta ise de davacı davanın açıldığı aynı gün arabuluculuğa başvurmuş ve mahkemece belgenin sunulması için verilen süre içinde de bu belge sunulmuş olduğundan dava şartı eksikliği ortadan kalkmış ve davanın görülebilmesi için bir engel kalmamıştır.Bu durumda arabuluculuğa başvurma yönünden dava şartı eksikliği bulunmadığı kabul edilmek suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken dava tarihi esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan bozma yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.