Anahtar kelimeler: Şye Gelindiği Esayılı İstinabe Borcundan Borçtan Hacze Fiilden İlamsız Almadığını

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili Şirketin, ---------- denetimi altında, --------- Sigortacılığı alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, 24.04.2024 tarihinde müvekkil şirketin eski çalışanı -------- ---------Ş.'ye borcundan dolayı istinabe olunan ----------- İcra Müdürlüğü'nden müvekkili Şirket merkezine hacze gelindiği, İstinabe eden ---------- İcra Müdürlüğü olup müvekkil Şirketin eski çalışanı hakkında başlatılan ilamsız takibin --------- E.sayılı dosyadan yürütüldüğünü, --------- İcra Müdürlüğü'nün -------- E. sayılı dosyasındaki borçlu --------- tebligatı şirket adresinde tebliğ almadığını, şirketin borçtan sorumluluğu bulunmadığı gibi, bu takibin de tarafı olmadığını, ilgili dosyadan müvekkili şirkete maaş haczi, haciz ihbarnamesi gibi bir belge de tebliğ edilmediğini, eski çalışan ---------- 01.01.2021 tarihinde işten ayrıldığını, müvekkili şirketin yabancı sermayeli bir şirket olduğu, bu kişinin şirketimizde çalışmadığı belirtilmesine ve işten ayrıldığına dair bildirge sunulmasına rağmen alacaklı vekili ve icra memuru tarafından müvekkil Şirket merkezindeki katlarda dolaşılmak istendiği, kendilerine katların dolaştırılmasına rağmen, alacaklı vekili ve icra memurunun ısrarı ve talebiyle 2. kat olan yönetim katında Genel Müdürün odasında evrak araştırması yapılmasının talep edildiğini, talebin hukuka aykırı olduğu, borçlunun şirketle hiçbir bağlantısı olmadığı gibi alacak verecek ilişkisinin de bulunmadığı, bu nedenle evrak araştırması yapılmasına hukuken olanak bulunmadığı, belirtilerek evrak araştırmasına karşı çıkılmasına rağmen alacaklı vekili ve icra memuru tarafından kolluk alınarak müvekkil şirkete tekrar gelindiği, İcra memuru ve alacaklı vekili tarafından şirketin Genel Müdürünün kilitli çekmecesi açılıp masası ve özel eşyaları karıştırılarak kişisel verilerinin ihlal edildiğini, aynı şekilde genel müdür asistanının bilgisayarı ve masasının karıştırılarak hukuka aykırı işlem yapıldığı, eski çalışana ait işten ayrılış bildirgesini, şirkete ait ticaret sicil kayıtlarını ve ilgili haciz tutanağını sunduklarını, dosya borçlusu ile müvekkil şirketin, şirketin sermayedarının ve yöneticilerinin herhangi bir bağı olmadığı, bu bilgiye erişmek için fiili hacze gerek olmadığı gibi, borçlu ile müvekkil şirket arasında bir bağ olduğuna ilişkin herhangi bir emare de bulunmadığı, haciz adresinde kimin faaliyet gösterdiği, borçlunun müvekkil şirketle arasındaki ilişkinin ne olduğu, mahcuzların kime ait olduğunun açık olduğu, buna rağmen, davalı şirket adına avukatına bu durum bildirilmesine rağmen ısrarla icra memurundan işlemlere devam edilmesinin talep edildiğini, bu suretle, davalının hukuka aykırı bir şekilde tüm şirket çalışanları önünde müvekkil şirketin itibarını sarstığını, davacı müvekkil şirkete hacze gelinmesi öncelikle şirketin bulunduğu bina girişinde tüm çalışanları tarafından öğrenildiğini, ilgili binada farklı şirketler ve çalışanlar bulunduğunu, buna ek olarak evrak araştırmasının yapıldığı 2. katın, müvekkil şirketin yönetim kat olduğu, bu katta genel müdür yardımcılarına ait odalar ile toplantı odaları bulunduğu, haciz ve evrak araştırması için şirkete gelinen 24.04.2024 tarihinde diğer odalarda toplantıların yapıldığı, davacı müvekkil şirketin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi olan ---------- odasına girilmesi ve eşyalarının karıştırılmasının, şirketin ticari itibarını zedelediğini ve çalışanlarının gözünde onu küçük düşürdüğünü, şirketin tüm çalışanlarının 2. kata toplanarak olaya şahit olduklarını, davalı şirket vekilinin davalı şirket adına işlemlerin yapılmasını bilerek ve isteyerek (ısrarla) ve kötü niyetle talep etmesi kusur unsurunu tam anlamıyla oluşturduğunu, alacaklının en hafif ihmalinin dahi sorumluluk sebebi oluşturduğunu, müvekkili şirketin çalışma ortamı bozduğunu, ticari itibarını zedelediğini ve küçük düşürüldüğünü, gizlilik alanının ihlal edildiğini, bu nedenle manevi zarar doğduğunu, müvekkili şirketin bir anonim şirket olduğu, şirket merkezine haciz veya evrak araştırması için ancak icra mahkemesi kararı ile girilebileceğini, davalı şirket vekilinin icra mahkemesinden karar çıkartmadan müvekkili şirket merkezine girilmesini talep etmekle kalmadığını, aynı zamanda çekmeceler ve bilgisayarların karıştırılmasını sağladığını, ilgili işlemlerin davalı şirket vekilinin ısrarcı talepleri neticesinde gerçekleştirildiğini, Müvekkili şirketin sermayedarının ----------- Merkezli--------- olduğu ve şirket Genel Müdür ve Yardımcılarının Bakanlık onayı ile atamalarının gerçekleştirildiğinin aleni bir bilgi olduğu, bu bilgiye erişmek için fiili hacze gerek olmadığı gibi, borçlu ile müvekkil şirket arasında bir bağ olduğuna ilişkin herhangi bir emare de bulunmadığını, davalı adına vekili tarafından bildirilen haciz adresinde kimin faaliyet gösterdiği, borçlunun müvekkil şirketle arasında ilişkinin bulunmadığı, mahcuzların kime ait olduğunun açık olduğu, bu nedenlerle ve fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile 25.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz oranına göre işletilecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Taraflarınca haciz işlemleri için gidilen adresin, iş yeri olduğu, mahkeme kararının gerekmediği, borçlu aleyhine başlatılan icranın -------- İcra Müdürlüğü --------- Esas numaralı icra takip dosyasının kesinleşmesi üzerine, haciz ve muhafaza işlemleri için iş yeri adresine gidildiği, İcra İflas Kanunu ilgili maddesi, sadece konutta haciz bakımından uygulandığı, dolayısıyla, konut olmayan bir yerde haciz yapılabilmesi için, mahkemeden onay alınmasına gerek olmadığı, somut olayda, davacı şirketin, haciz işlemleri için iş yeri adresine gidilmiş olmasına rağmen, somut dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak, işlemin Anayasa'nın 21. Maddesine aykırı olduğunu ve konut dokunulmazlığının ihlal edildiğini iddia ethsesıs. davacı tarafın iddialarıırı hukuki dayanaktan yoksun olduğu, bahse konu maddenin, sadece, kişilerin yaşadıkları konutları kapsamakla birlikte, konutta bile, kanunla yetkili kılınmış mercilerin yazılı emri ile haciz yapılabileceğini açıkladığını, ilgili maddede, iş yerleri ve şirketlerden söz edilmediğini, şirketlerde ve iş yerlerinde mahkeme kararı gerekmeden icra müdürlüklerinin kararlarıyla haciz işlemlerinin tatbik edilebileceğini, borçlu aleyhine açılan icra takibinin kesinleştiği, 16.04.2024 tarihinde, --------- İcra Müdürlüğü -------- Esas numaralı dosyasından, ---------- İcra Müdürlüğü ---------- Talimat numaralı dosyaya haciz talimatı yazıldığını, usulüne uygun olarak icra memuru eşliğinde 24.04.2024 tarihinde iş yeri adresine gidildiğini, bahse konu Anayasa maddesi ihlal edilmediği, herhangi bir konut adresine gidilmediği, davanın tamamen kötü niyetli olarak açılmış olduğu, bu nedenle davanın reddinin gerektiği, kendilerince haciz işlemi yapılmadığı, manevi tazminat sebeplerinin de oluşmadığını, gidilen adreste, öncelikle, yetkili icra memuru tarafından, usul ve yasaya uygun kıymetli evrak araştırması yapılmış olduğu, borçluya ait evrak bulunamaması sebebiyle haciz işleminin yapılmadığını, kendilerince yapılan bir haiz işlemi olmamasına rağmen davacı tarafından, haksız haciz yapılmış olması sebebiyle, manevi tazminat talep edildiğini, davacı tarafından, manevi tazminat talep edilmiş olsa da, haksız hacizden söz edebilmek için icra takibinde alacaklının kötü niyetli olmasının gerektiği, haksız takibe dayalı haciz işleminin de kötü niyetle yapılmasının gerektiği, alacaklının takipte ve hacizde kötü niyetli olmasının yanında manevi tazminata hükmedilebilmesi için takip alacaklısının ağır kusurunun bulunması ve bunun sonucunda da zararın doğmasının gerektiği, kesinleşen icra takibinde alacaklı tarafından haciz istenmesi ve gerçekleştirilmesi takip hukukunun doğal sonucu olduğu, haciz tarihi itibariyle alacak mevcut olduğuna göre yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, evrak araştırması sonucunda haciz işlemlerinin dahi yapılmamış olduğu dikkate alındığı takdirde, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığının açıklığa kavuşacağını, yetkili icra memuru tarafından, usulüne uygun olarak evrak araştırması yapıldığı ve gidilen adresin borçluya ait olmadığı kanaati oluşması sebebiyle haciz işlemi dahi yapılmadığı, kötü niyetli olarak kabul edilmesi için, borçluya ait evrak bulunmamasına rağmen haciz işlemi yapılmış olmasının gerekeceği, ilgili haciz tutanağından da anlaşılacağı üzere, haciz işlemi yapılmadığı, kötü niyet ve haksız hacizden bahsedilmesinin imkansız olduğu, manevi tazminatın şartları oluşmamakla birlikte, davanın reddinin gerektiği, haciz ve muhafaza işlemleri için gidilen adresin borçluya ait olup olmadığının tespiti için evrak araştırması talep edildiği, icra memuru tarafından usul ve yasaya uygun olarak evrak araştırması yapıldığı, borçluya ait olduğu iddia edilen yerde kıymetli evrak araştırması yapılabildiği, bu durumun usul ve yasaya aykırılık teşkil etmemekle birlikte, haksız fiilden söz edilemeyeceğini, evrak araştırması yapılması, icra işlemlerinin gereklerinden olduğu, evrak araştırması sırasında, herhangi bir hukuka aykırı fiille başkasına zarar verilmediği haciz tutanağından anlaşıldığı, davacı tarafından, dava dilekçesinde, şirketin gizlilik alanının ihlal edildiği ve küçük düşürüldüğü iddia edilmiş olsa da, sunmuş oldukları haciz tutanaklarından anlaşılacağı üzere, gizlilik ihlalinden söz edilmesinin imkansız olduğu, yapılan tüm işlemlerin devlet organı eliyle usulüne uygun yapıldığı, davacı tarafın iddia ettiği TBK Madde 49 kapsamına girmemekle birlikte, cebri icra işlemlerinin, haksız fiil sonucu doğurmayacağı ve davacı tarafın ilgili madde kapsamında manevi tazminata hak kazanmayacağının açıkça anlaşıldığı, bu nedenlerle, somut dosya kapsamı uyarınca davacının kötü niyetle açtığı haksız fiil davasının ve manevi tazminat talebinin reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davalının davacı şirket bünyesinde çalışan ----------- davalıya olan borcu sebebiyle davacının borcun tarafı olmamasına rağmen davacı şirket şirket binasına hacze gelinmesi suretiyle davacının unvanını ve itibarını sarstığı gerekçesiyle 25.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.---------- İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı dosyası ve------- İcra Müdürlüğünün--------- Talimat sayılı dosyasındaki █████/2024 tarihli haciz tutanağının dosya arasına alındığı görüldü. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede; Davacının ---------- denetimi altında ---------- Sigortacılığı alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğu, davacının eski çalışanı dava dışı ---------- davalıya olan borcu sebebiyle aleyhine icra takibi başlatıldığı, ---------, ----------kayıtlarından da açıkça görüleceği █████/2021 tarihinde iş ile ilişiğinin kesildiği, davacı şirket ile dava dışı borçlunun hali hazırda herhangi bir ilgisi olmamasına rağmen davalı tarafça █████/2024 tarihinde hacze gidildiği, haciz tutanağından da anlaşılacağı üzere borçlunun işten ayrıldığı hususunun bildirilmesine rağmen kolluk kuvvetleri aracılığıyla haciz mahalline gelindiği, araştırma yapıldığı ve dava dışı borçluya ait hiç bir şey bulunamadığı, yapılan haczin açıkça haksız ve usule aykırı olduğu, daha sonrasında davalı tarafça İcra Hukuk Mahkemesinden istihkak iddiasına ilişkin herhangi bir karar alınmadığı, haciz mahallinde haciz tatbik etmeye yönelik haklı yeterli bir gerekçenin sunulamadığı, yapılan haczin açıkça haksız fiil niteliğinde olduğu, söz konusu fiillerin anayasal hak arama kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından davacının manevi tazminata yönelik talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat davası yönünden ise davacının manevi tazminat talebi Türk Borçlar Kanunu ' MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. ' ve ' ...Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK █████/2004, ██████-370) çerçevesinde davacı ve davalıların ekonomik durum , kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü nazara alınmak suretiyle davacı için 25.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1- Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ ile, 25.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine ; 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.707,75-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.280,15-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 25.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/nisbi Harcı, 30,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 885,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kesin yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025 TASHİH ŞERHİ Mahkememizin █████/2025 tarih --------- Esas, ---------- Karar sayılı kararın, hüküm kısmında sehven " Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı." ; şeklinde yazıldığı anlaşıldığından Hüküm kısmının son bendinin " Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı." şeklinde HMK.304 ve devamı maddeleri uyarınca TASHİHİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. █████/2023