Anahtar kelimeler: Atalep Evraktan Bonolar Kıymetli Duyurusunda Vade Görünen Antalya Tanzim Bedelli

T.C.
ANTALYA4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2015KARAR TARİHİ : █████/2020Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:A.TALEP:1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından icra takibine konu edilen ... tanzim tarihli, ... vade tarihli ... TL bedelli, ... tanzim tarihli ... vade tarihli ... TL bedelli, ... tanzim tarihli ... vade tarihli ... TL bedelli bonolar ile icra takibi başlatıldığını, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasında alacaklı görünen davalı hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu ve Antalya ... Ağır Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasından da ... hakkında kamu kurum ve kuruluşları v.b. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik iddiası ile cezalandırılması için dava açıldığını, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasındaki takibe dayanak senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, senedin farklı kişiler tarafından doldurulduğunun da ortada olduğunu, takibin halen devam ettiğini beyan ederek; Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitin karar verilmesini talep etmiştir.B. TARAF TEŞKİLİ:2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP:4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, ortada planlar dahilinde meydana getirilen kötü niyetli eylemler ve işlemler bulunduğunu, müvekkilinin mağduriyetine neden olunduğunu, müvekkilinin .../...'da faaliyet gösteren ...'nin vekaleten yetkilisi ve ortağı olduğunu, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin üretmiş olduğu plastik ürünlerin çeşitli bölgelerde pazarlamasını yapmakta ve çok sayıda şahıs ve firmaya ürün satışı gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davacıyı tanımadığını, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin mal almaları ve aradaki ticari ilişki sebebiyle ... olarak alıcı şirketten haberdar olduğunu ve bu şirketin sipariş vermiş olduğu ürünleri alıcının adresine dava dilekçesinde belirttikleri faturalar karşılığında toplam bedeli ... TL olar ürünlerin teslimatını yaptığını, icra takibine konu senetlerin, faturalarla birlikte bu şirkete teslim edilen ürünlerin karşılığı olarak, bu şirkette bulunan ve kendisini ... olarak tanıtan kişi tarafından imzalanarak müvekkile ve bir başka mal teslimi sırasında müvekkilin ürün dağıtımını o tarihte yapa çalışanı ...'e yine bu kişi tarafından verildiğini, teslim edildiğini, ...'in tanık olarak dinlendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, senetlerin, faturaların teslim edildiği adreste müvekkile ve çalışana kaşe basılıp imzalanmak suretiyle kendisini ... olarak tanıtan kişi tarafından bizzat teslim edildiğini, senede basılan kaşe üzerinde "..." yazısını gören müvekkilinin ve çalışanı ...'in kaşede ismi geçen ...'ı şahsen tanımadığı gibi senet üzerindeki kaşenin şahıs şirketine ait bir kaşe olduğunu, tüzel kişiliğin bulunmadığını da senetlerin takibe konulması aşamasında öğrendiğini, ticari örf adet ve aynı zamanda hayatın olağan akışı gereği senedi imzalayanın gerçekten ... olup olmadığının müvekkilce araştırılması, bilinmesi veya kimlik sorulması gibi bir durumun olmadığını, ticaret yapılmasının güvene dayalı olduğundan müvekkilce bu konuda araştırma, sorma gereği duyulmadığını, senetler huzurda imzalanıp verildiğinden ...'ın kim olduğunun araştırılmadığını, müvekkile verilen senedin gerçekte davacı değilse bu durumun hukuki ve cezai sorumluluğunun müvekkile yükletilemeyeceğini, müvekkilin malları teslim ettiğinin ticari defter ve kayıtlarla da sabit olduğunu, yasal takibe konulan senetlerle ilgili ...'nun bir kısım ödeme yaptığını, anılan senetlerle ilgili müvekkilinin ana para alacağının tümünün ödendiğini, ...'nin ortaklarının ... ve ... olduğunu, müdürün de ... olduğunu, bu davada asıl davalı olması gerekenlerin bu kişiler olduğunu, senetlerdeki imzalar ile bu kişilerin tespit ettikleri imzaların benzer olduklarının görüldüğünü beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:5.Dava, menfi tespit talebinden ibarettir.6.Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.7.Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.(T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., ███████-622 esas, 2012/9karar, Tar. █████/2012)8.Davacı, hakkında başlatılan Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasındaki takip dayanağı senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmektedir.9.Dilekçelerde geçen, Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyası uyap üzerinden dosya arasına alınmıştır. Ceza dosyasında, iş bu davanın davacısının şikayetçi, davalısının ise sanık olduğu, atılı suçların "Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik" olduğu, yargılama sonunda, CMK 223/2-c-e maddesi uyarınca sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir. Hüküm istinaf incelemesine gönderilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin .../... E, .../... K sayılı ilamı ile istinaf talebi esastan kesin olarak reddedilmiştir.10.İmza incelemesi özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden mahkememizce imza incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve aşamalarda imza örnekleri toplanmıştır.11.Mahkememizce aldırılan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu senetlerdeki, senet ön yüzlerindeki imzaların tamamının davacı eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aldırılan bilirkişi raporu da aynı yöndedir.12.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır.13.Davacı vekili, bilirkişi raporunun iddialarını desteklediğini beyan etmiştir.14.Davalı vekili, itiraz/beyan dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun tanıkları dinlenmeden, yeterli inceleme yapılmadan ve salt davacı yanın iddia ve beyanları dikkate alınarak düzenlendiğini, cevap dilekçesinde bildirdikleri nedenlerle ...'in tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, ticari güven gereği ayrıca senetler müvekkili huzurunda imzalandığından ...'ın kim olduğunun, imzalayanın o olup olmadığının araştırılmadığını, ödeme yapıldığını, tanık beyanları alınarak, ilgili ... yetkilileri, ortakları ve çalışanlarının ayrı ayrı imza ve yazı örneklerinin alınması suretiyle imza incelemesi yaptırılmak üzere dosyanın yeniden bilirkişiye tevdiine karar verilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.15.Davacının tanık dinlenmesi yönündeki talebi hukuken yerinde bulunmamıştır.16. Çünkü, hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır. HMK m. 203 de senetle ispat kuralının istisnaları düzenlenmiştir. 17.Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kanun hükümleri kamu düzeni düşüncesiyle konulmuş değildir. Bu nedenle, bunun hilafına sözleşme yapılabilir. (KURU/Baki//ARSLAN/Ramazan//YILMAZ/Ejder.,Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2014, s. 389; Benzer yönde; YİBK, T. 18.03.1959, E. ███████/ K. ███████) Yazılı delil karşısında tanık dinletilmesine ilişkin istem karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın kabul edilemez.(KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, 2001, s. 2415 ve orada belirtilen Yargtay 13. HD nin █████/1986 tarih, █████████ sayılı ilamı)18. ... tarihli duruşmada, davacı vekili, tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini beyan etmiştir.19.Davanın kural olarak senede dayanması ve/ayrıca miktarı da düşünülerek, muvafakat olmadığı da göz önüne alınarak, davada tanık dinlenmesi mümkün değildir (...-... arası senetle ispat sınırı ... TL'dir). Ancak, davalı taraf, ticari örf adet ve hayatın olağan akışı gereği senedi imzalayanın ... olup olmadığının müvekkilce araştırılması, bilinmesi veya kimlik sorulması gibi bir durumun olmadığını ve tanıklarını de bu konuda da dinletmek istediğini beyan etmiştir. HMK m. 203/1-b gereği; İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler söz konusu ise tanık dinletilebilir. Davalının iddiasının, bu madde kapsamında olumlu/olumsuz değerlendirilmesi de gerekmektedir. 20.Türk Ticaret Kanunu m. 766, Bono veya emre yazılı senetin zorunlu unsurlarını belirtmektedir. TTK m. 766/1,g gereği, düzenleyenin imzası, bononun taşıması gereken zorunlu unsurlardandır. TTK m. 1 gereği, Türk Ticaret Kanunu, █████/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu Kanundaki hükümlerle, bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlarda yazılı özel hükümler, ticari hükümlerdir. Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde, ticari örf ve âdete, bu da yoksa genel hükümlere göre karar verir. TTK'da yapılan bu düzenlemede, emredici hükümler ile sözleşme hükümlerinin genel sıralama içindeki yerlerine değinilmemiştir. Bu husus dikkate alınarak, ticari işlere uygulanacak hükümlerin sırası; a) Kanunun emredici hükümleri b) sözleşme hükümreli c) Tamamlayıcı ve yorumlayıcı kanun hükümleri d) Ticari örf adet e) Genel hükümler, şeklindedir (ARKAN, Sabih., Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2019, s. 99-104; AYHAN, Rıza/ÇAĞLAR, Hayrettin/ÖZDAMAR, Mehmet., Ticari İşletme Hukuku Genel Hükümler, 12. Bası, s. 63-64)21.Kanunda açıkça düzenleyenin imzasının bulunması şart kılındığı ve bunun da işin doğasından olduğu, bir başka deyişle, kendisini borç altına sokan kişinin iradesinin imzası ile hukuk dünyasında, kıymetli evrak hukukunda kendisini ortaya çıkarmasının şart kılındığı bilinmekle, kanunun bu emrine aykırı ticari örf adet-örf ödetin olması, uygulanması, bu nedenle de, HMK'nın senetle ispat kuralının istisnasının bu hususta uygulanması mümkün değildir. Davacı vekilinin, imzanını başkası tarafından atıldığına yönelik tanık dinletme talebi doğru ve yerinde değildir. 22.Davalı vekilinin, "senetler müvekkili huzurunda imzalandığından ...'ın kim olduğunun, imzalayanın o olup olmadığının araştırılmadığını, ödeme yapıldığını, tanık beyanları alınarak, ilgili ... yetkilileri, ortakları ve çalışanlarının ayrı ayrı imza ve yazı örneklerinin alınması suretiyle imza incelemesi yaptırılmak üzere dosyanın yeniden bilirkişiye tevdiine karar verilmesi" yönündeki itirazları yerinde bulunmamıştır. Bilindiği ve 07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere; Dava, mahkemeden verilecek bir hükümle, bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması dileğidir. Hüküm taraflar arasında/için verilir ve onlar arasında kural olarak kesin hüküm etkisine haizdir. Ceza yargılamasında davalı ile ... arasındaki ticari ilişkiyi irdeleyen, ödemeleri belirten bilirkişi incelemesi yapılmış, hüküm verilmiştir. İş bu davanın konusu ise, davacının, takip konusu senetlerden ötürü borçlu olup olmadığıdır. Davacının, başkaca kişilerin aralarındaki ticari ilişkiden bağımsız olarak, bu davayı açmakta hukuki yararı vardır. Davacı, senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan/iddia etmektedir ve yargılama konusu bu husustur. Somut olayda, imzanın, ilgili ... yetkilileri, ortakları ve çalışanlarına ait olup olmadığı değil, davacıya ait olup olmadığı, davacının borçtan sorumlu olup olmadığı yargılanmaktadır. Senetteki imzaların borçlulara aidiyetini kontrol etmeyen veya imzaların huzurda atılmasını sağlamadan takibe koyan alacaklı ağır kusurludur.(Yargıtay 12. HD., Esas: 2004 / 22499 Karar: 2004 / 26959) 23.Bu anlatılan nedenlerle, davalı itirazları yerinde bulunmamıştır.24.Yukarıda da belirtildiği üzere; mahkememizce aldırılan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu senetlerdeki, senet ön yüzlerindeki imzaların tamamının davacı eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. 25.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).26.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. İtirazlar ise, yukarıda değinildiği üzere, genelde, başka imza incelemeleri yaptırılması yönünde olduğundan ve yukarıda belirtildiği üzere yerinde bulunmadığından kabul edilmemiştir. Bilirkişinin imzaya yönelik tespitine yapılan itiraz bölümü ise soyut ve özünde hukuken yerinde bulunmamıştır. Çünkü, davalı bu yöne ilişkin itirazında, bilirkişinin inceleme yaparken tanık beyanlarını beklemediğini, kendi beyanlarını dikkate almadığını, salt davacı yanın iddialarını dikkate aldığını beyan etmiştir. HMK'nın 266. maddesinde yer alan emredici hükme göre hâkim,sadece çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişiye başvurabilecektir. Hâkim açısından “özel bilgi” ise, hukuk bilimi dışındaki belli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgi olarak anlaşılmalıdır. İmza incelemesi yapılması özel ve teknik bilgi gerektirir. İmza incelemesi yapan bilirkişi zaten tanık ve taraf beyanlarını dikkate alarak inceleme yapamaz. Bu yöne ilişkin itirazlar da yerinde bulunmamıştır. Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.(T.C. Anayasa m. 141/son, HMK m. 30) Bu husus da göz önüne alınarak, yukarıdaki açıklamalar ışığında, tekrar rapor alınmamıştır.27.Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, alınan bilirkişi raporu gereği, takip konusu senetlerdeki imzaların davacı eli ürünü olmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.28.Davacı ayrıca kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve ███████-123 esas, ████████ karar, 07.12.2011 tarihli ve ███████-576 esas ████████ karar ve 20.03.2013 tarihli ve ███████-778 esas, ████████ sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere; Senetteki imzaların borçluya aidiyetini kontrol etmeyen veya imzaların huzurda atılmasını sağlamadan takibe koyan alacaklı ağır kusurludur. Alacaklının imzanın borçluya ait olup olmadığını bilmesi gerekir. Davacının haklı olduğunun/takibin haksız ve takibin kötü niyetli olduğunun kabulü ile davacının tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, davacının davalıya karşı Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının İİK m. 72/5 gereği tazminat talebinin kabulü ile, ... TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin nispi karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.)6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, █████/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve m. 24 gereği yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilen AAÜT gereğince; ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,10-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., █████/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., █████/1940, 1940/7 E., ███████ K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2020Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır