Anahtar kelimeler: Mahkûm Lirası Müteakip Kasıtlı Silahla Anadolu Kez Tutulmasına İşlediği Edilmeden
6. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A

    Kasten yaralama ve silahla tehdit suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-a,106/2-a, 62 (2 kez) ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve █████████ esas, ███████ sayılı kararının itiraz edilmeden 15.03.2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın 05.07.2020 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, sanık hakkında yeniden yapılan yargılama sonunda, hükümlerin açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-a, 106/2-a, 62 (2 kez) ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2024 tarihli ve ████████ esas, ████████ sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığının 10.02.2025 gün ve 94660652-105-34-16148-2024-Kyb sayılı yazısı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2025 gün ve ██████████ sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
    MEZKUR İHBARNAMEDE;
    1- Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli kararının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre sanığın mernis adresine 07.03.2017 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, öncelikle sanığın bilinen son adresi olan "... Mah. ... Sk. No:7 İç Kapı No:1 .../İstanbul" adresine öncelikle tebligat çıkarılması gerekirken, mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu haliyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamayacağı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suçun işlendiği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
    2- Kabule göre de;
    Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan anılan suçlar için kanunda öngörülen cezalarının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanığın müsnet suçu 17.09.2012 tarihinde işlediği, 19.03.2015 tarihinde Mahkemece savunmasının alındığı, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ise 15.03.2017 tarihinde kesinleştiği, sanığın 05.07.2020 tarihinde yeniden suç işlediği, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı usulüne uygun kesinleşmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği tarihleri arasını kapsayan sürenin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı, sanığın sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanığın sorgusunun yapıldığı 19.03.2015 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 07.02.2024 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
    1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
    2. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
    5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 15.05.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!