Anahtar kelimeler: İbareli Şekil Sınaî Fikri Markalar Marka Haklar Birleşen Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM : Davanın kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., 2021/4 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı ... birleşen davada davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVADavacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin ██████████ sayılı "...&...+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalıya ait ██████████ sayılı " ... " ibareli marka ile müvekkili başvurusu arasında karıştırılma gerekçesi olduğu gerekçesi ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili başvurusu ile redde mesnet markanın farklı olduğunu, her iki markada "..." ibaresi bulunmakla birlikte müvekkili başvurusunda ayırt edici nitelikte farklılıklar olduğunu, müvekkili Şirketin ortaklarından olan ...’in adından esinlenerek bu ibarenin tercih edildiğini, yanına genel olarak kullanılan "..." eki getirilerek tamamen müvekkiline özgü bir marka oluşturulduğunu, taraf markalarının tüketici nezdinde iltibasa yol açmayacağını, markaların bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini ve parçalara ayrılarak benzerlik değerlendirmesi yapılamayacağını, "..." kelimesinin İspanya’da bir şehir adı olduğunu, "..." kelimesinin ise İspanyolca'da ev, hane, bina, daire, aile, soy anlamlarına geldiğini, müvekkili markası yaratılırken redde mesnet alınan davalı markası ile herhangi bir benzerlik yaratılmaya çalışılmadığını ileri sürerek YİDK'in 2019-M-3399 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II.ASIL ve BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP1.Davalı Kurum vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, başvuruya konu işaret ile redde mesnet markanın esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, esas unsurları aynı olduğundan ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal açıdan markaları karıştıracağını savunarak davanın reddini istemiştir.2. Diğer davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin önceki bir tarihte tescil ettirmiş olduğu "casa ... alaçatı şekil" markası ile başvuru konusu "...&..." ibareli markanın ortak olarak "..." ibaresini taşıdığını, bu kelimenin her iki markanın da baskın unsuru olduğunu, başvuruda yer verilen "hotel&..." ibaresinin markaya hiçbir ayırt edicilik kazandırmadığını, markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, başvurunun tescili halinde davacı Şirketin müvekkilinin tanınmışlığından faydalanacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ██████████ sayılı "...&..." ibareli marka başvurusu ile " ... " ibareli davalı markasının benzer bulunduğu, başvuru kapsamında reddedilen 43. sınıftaki tüm hizmetlerin, redde mesnet markanın kapsamındaki hizmetlerle aynı olduğu, buna göre markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında iltibas ihtimali bulunduğu, dava konusu hizmetlerin bir kısmının tüketicisi, makul derecede bilgili, dikkatli ve gözlemci olarak kabul edilen ortalama tüketici olmakla birlikte, toplumun pek çok kesiminden oluşan geniş bir kitle olduğu, bu nedenle de ortalama bir tüketici tarafından davalı ... davacı markalarının ve/veya işletmelerinin ilişkilendirilmesinin olası bulunduğu, markaların bütünsel olarak tüketici algısında yarattığı etkinin oldukça yakın olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu YİDK kararı aleyhine süresinde dava açıldığı, taraf markalarının 43. sınıfta aynı hizmetlerde kullanılmak istenmesi, diğer bir deyişle kapsamlarındaki hizmetlerin aynı olması karşısında, iltibas değerlendirmesinin ilk şartı olan emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, gerek davalının gerekse de davacının markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu, diğer ibarelerin tali unsur olduğu, davacı vekilince diğer iddiaların yanı sıra "..." ibaresinin İspanya'da bir şehrin adı olduğu ve bu yüzden kimsenin tekeline bırakılamayacağı, başvuru markası ile itiraza mesnet markaların bu nedenle benzerlik taşımadığının ileri sürüldüğü, Mahkemece "..." ibaresinin bir şehir adı olduğunun herkesçe bilinemeyeceği gerekçesiyle bu iddiaya itibar edilmediği, yabancı yer isimlerinde de belirli ürünler yönünden maruf ve meşhur yerlerin isimlerinin marka olarak kullanılmasının kimsenin tekeline bırakılamayacağı, ülkemiz içerisindeki ortalama tüketici kitlesinin genelinin Türkçe'de bilinen bir anlamı olmayan ve yabancı kökenli bir sözcük olan markanın tescilinin talep edildiği mal ve hizmetlerde görmeleri halinde, bu markanın meşhur coğrafi bir yer adı olduğunu bilip bilemeyeceği hususunun değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, tarafların markalarının kapsamlarındaki 43. sınıf hizmetlerin tüketicileri toplumun her kesiminden kimseler olabileceğinden, bu hizmetlerin ortalama tüketicilere hitap ettiğinin kabulü gerektiği, özellikle ... şehrinin Ülkemizin kültürel olarak yakın olduğu Endülüs özerk bölgesindeki bir şehrin adı olduğu da gözetildiğinde, ortalama tüketicilerin 43. sınıf hizmetlerde "..." ibaresinin kullanıldığını gördüklerinde, bu ibarenin İspanya'da bir şehir olduğunu algılayacakları, dava konusu başvurunun sadece "..." sözcüğünden ibaret olmayıp, tescili istenen emtia sınıfını ifade etmek üzere “Hotel&..." ibaresi ve şekilden oluşan karma bir marka olduğu ve bir bütün halinde ayırt edici niteliğe sahip bulunduğu, davacı başvurusunun asıl unsuru olan "..." ibaresinin, davalı markasında ortak olmasından hareketle taraf markalarının benzer kabul edilmesinin, anılan yer isminin bir kişinin tekeline verilmesine yol açacağı, bir coğrafi yer adının esas unsur olarak yer aldığı markaların, uzun süredir kullanılmak suretiyle bu ibarenin ilgili sektörde ayırt edici bir marka haline dönüştürüldüğünün ve başvurunun tescili halinde tüketicilerce, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağının ispatı halinde korunması mümkün ise de bu hususun davalı tarafça ispatlanması gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise böyle bir ispatın da bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile YİDK'in 24.04.2019 tarih, 2019-M-3399 sayılı kararının iptaline, davacı vekilinin marka başvurusunun tesciline yönelik talebinin reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davada davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 12.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.