Anahtar kelimeler: Kaptan Kaptanın Zeyilnamede Kılavuz Kılavuzluk Ermesinden Yasağını Yasağı Döneme Eki

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ EsasKARAR NO: █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI: ████████ Esas- ████████ KararTARİH: █████/2022DAVA: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ: █████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kılavuzluk hizmeti verdiğini, müvekkili şirket ile kılavuz kaptan olan davalı arasında 2004 yılında hizmet sözleşmesinin imzalandığını, hizmet sözleşmesinin eki niteliğinde imza edilen zeyilnamede hizmet akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak rekabet yasağı düzenlemesi bulunduğunu, iş bu hükme göre kılavuz kaptanın rekabet yasağını ihlal etmesi durumunda 110.000,00-USD cezai şart ödemesi gerektiğini, zeyilnamenin rekabet yasağının ve cezai şartın düzenlendiği 8. maddesinde “İş gören, işbu sözleşmenin sona erme/fesih tarihinden itibaren 3 yıl süre ile İzmit Körfezi ve/veya İskenderun Körfezi yetkili Kılavuz Kaptan belgesi ile İskenderun Körfezi ve/veya Izmit Körfezi'nde, aynı hizmet dalında faaliyet gösteren farklı bir. kurum adına kılavuz kaptan olarak çalışmayacağını; âksi halde tazminat olarak 110.900-$ tazminatı işverene ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder.” hükmünün yer aldığını, taraflar arasında kararlaştırılan rekabet yasağının yer, zaman ve konu bakımından sınırlandırılmış olduğunu, müvekkili şirketin Ulaştırma Ve Alt Yapı Bakanlığı tarafından █████/2018 tarihli resmi gazetede yayınlanan "Kılavuzluk Ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği" doğrultusunda uzun yıllar gerçekleştirdiği kılavuzluk faaliyetinin icrası ve bu doğrultuda faaliyet lisans belgesinin temini amacıyla istihdam etmekte olduğu 32 kılavuz kaptanın bordroları ile birlikte █████/2019 tarihinde T.C. Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü'ne başvuruda bulunduğunu ancak davalının da içinde bulunduğu 32 kılavuz kaptanın müvekkili şirket tarafından T.C. Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun hemen ertesinde hiçbir gerekçe göstermeksizin toplu olarak istifa ettiklerini, bu istifaların hemen akabinde de müvekkili şirket ile aynı hizmet bölgesinde faaliyet gösteren ... A.Ş. (...)'a ve sonrasında ... A.Ş. (...)'a geçtiklerini, ... şirketinin de yine ... tarafından kurulan şirket olduğunu, her iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu, davalı kılavuz kaptanın da bu şirketlerde çifte bordrolu olarak çalıştığını, kanunda rekabet yasağının ihlali halinae cezai şart düzenlenebileceği hususunun özel olarak düzenlenmiş olup davalının ihlal etraniş olduğu sözleşme hükmü doğrultusunda fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) müvekkili şirkete 110.000-USD tutarındaki cezai şartı ve faizini özemekle yükümlü hale geldiğini, Borçlar Kanunu'nun genel nitelikteki 180/1. maddesinde ise; "Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezai şartın ifası gereklidir.” düzenlemesinin yer aldığını, müvekkili şirket, açık kanun hükmü uyarınca rekabet yasağıhın ihlal edilmesiyle birlikte zarar ispat etme yükümlülüğü olmaksızın anılan tazminata hak kazandığını, iş bu nedenle davalıya karşı İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini belirterek davalının asıl alacağa, faize ve tüm ferilerine vaki haksız itirazının 110.331,51-USD tutarındaki alacak yönünden iptaline ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yapılan takibin 110.331,51-USD üzerinden faiziyle birlikte devamına, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davada mahkememizin görevsiz olduğunu, davanın iş mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen zeyilnamede yer alan hükümler uyarınca rekabet yasağı şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin iş akdini haklı nedenle feshettiğinden rekabet yasağının sona erdiğini, rekabet yasağı koşulları mevcut olmadığından zeyilnamedeki rekabet kaydının geçersiz olduğunu, işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını bilmesinden dolayı iş verene önemli bir zarar vermesi ihtimali şartının somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediğini, iş verenin bu şartı koymasında haklı bir hukuki menfaati bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirketin iş sırlarına vakıf olmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin üreten sıfatını haiz bir iş yeri olmaması ve iştigal konusunun kılavuzluk hizmeti ve işlerini müvekkili ve diğer kılavuz kaptanlar vasıtası ile yerine getiriyor olması nedeni ile müşterileri tanımasından veya iş sırlarını bilmesinden dolayı iş verene önemli bir zarar vermesi ihtimali şartının gerçekleşmediğini, rekabet yasağı kaydının TBK'nun emredici hükümleri gereği zaman, yer ve konu bakımından sınırlandırılmamış olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkili tarafından rekabet yasağının ihlal edilmediğini, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın iddialarını somut deliller ile ispatlayamadığını, işçi aleyhine tek taraflı koyulan cezai şartın geçersiz olduğunu belirterek öncelikle davanın görevsizlik yönünden reddi ile dosyanın iş mahkemesine gönderilmesine, aksi halde davanın reddi ile davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında; "...Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Somut olayda davacı kılavuz kaptan ... ile davalı ... A.Ş. arasında ... A.Ş.'nin faaliyet alanlarından olan İskenderun Körfezi dahilinde istihdam edilmek üzere █████/2004 tarihinde hizmet sözleşmesi ve ek olarak █████/2008 tarihli zeyilnamenin akdedildiği, zeyilnamenin "Süre Ve Fesih" başlıklı 8. maddesinde "İş gören, işbu sözleşmenin sona erme/fesih tarihinden itibaren 3 yıl süre ile İzmit Körfezi ve/veya İskenderun Körfezi yetkili Kılavuz Kaptan belgesi ile İskenderun Körfezi ve/veya Izmit Körfezi'nde, aynı hizmet dalında faaliyet gösteren farklı bir. kurum adına kılavuz kaptan olarak çalışmayacağını; âksi halde tazminat olarak 110.900-$ tazminatı işverene ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder." düzenlemesinin yer aldığı sabittir. Davacı, davalı ...'ın █████/2018 tarihli yönetmelik değişikliğini takiben 2019 yılı Şubat ayı içerisinde noter kanalı ile ihtarname göndererek ve hiçbir sebep bildirmeden istifa ettiğini ve akabinde yine kılavuzluk hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığını, anılan zeyilnamenin 8. maddesinde düzenlenen hizmet ilişkisinin bitiminden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağı yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu nedenle cezai şartı ödeme yükümlülüğünün doğduğunu, söz konusu cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine itirazının haksız olduğunu öne sürerek iş bu davayı açmıştır. ... UYAP sisteminden yapılan incelemede davacı ... A.Ş.'nin bünyesinde çalıştırmış olduğu kılavuz kaptanlar aleyhine rekabet yasağı ihlali iddiası ile cezai şart tahsili talebi ile takip başlattığı, takiplere ilişkin olarak 26 kılavuz kaptanın İstanbul İş Mahkemelerinde menfi tespit davaları açtıkları ve anılan davalara ilişkin olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin █████████-9789 E.K. sayılı █████/2021 tarihli ilamı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ██████████-15959 E.K. sayılı █████/2021 tarihli, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ██████████-15960 E.K. sayılı █████/2021 tarihli, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ██████████-15961 E.K. sayılı █████/2021 tarihli, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ██████████-15962 E.K. sayılı █████/2021 tarihli, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ██████████-15963 E.K. sayılı █████/2021 tarihli, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ██████████-15964 E.K. sayılı █████/2021 tarihli, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ██████████-16748 E.K. sayılı █████/2021 tarihli ilamlarında "Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir. Benzer bir durum, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 76. maddesinde 03.03.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanunun 30. maddesi ile yapılan değişikliğin sonucu olarak kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri için söz konusudur. Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesinde fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan davalar da ticari dava sayılmasına rağmen 5846 sayılı Kanun uyarınca kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin düzenlemenin Türk Ticaret Kanunu’nun 5.maddesinde belirtilen aksine hükmü karşıladığı kabul edilmektedir. Aksi halde tüm fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda ticaret mahkemelerinin görevli olması gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444–447.maddeleri hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulması ve sınırları özellikle işçinin korunması ilkesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerçekten, işçinin çalışma hakkı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibariyle sınırlandırılmasını gerektirmektedir. İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir. Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmiş ise de; konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden bu karardan dönülmesi gerektiği anlaşılmıştır. Somut olayda davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Anılan ilamlarda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanunu 444 vd. maddelerine dayalı olarak iş kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeni ile açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemesinin görevli olduğu, somut olayda davacı iş veren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart-tazminata ilişkin davaların görülme yerinin iş mahkemeleri olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. HMK 114. maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceğinin açıklandığı anlaşılmakla, iş bu davanın mahkememizin görev alanında bulunmayıp, İş Mahkemesinin görevinde olduğu kabul edilerek davanın görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... (“...” veya "..."), 20 yılı aşkın süredir kılavuzluk alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, Huzurdaki davanın ise, taraflar arasında akdedilen 01.08.2008 tarihli Zeyilname'nin 8. maddesinde düzenlenen "hizmet sözleşmesinin bitiminden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağının" Davalı tarafından ihlal edilmiş olması nedeniyle ikame edildiğini, davalı tarafın da kabulünde olduğu üzere huzurdaki dava TBK 444 vd. hükümleri uyarınca iş akdinin sonra ermesi sonrası rekabet etmeme yükümlülüğünden kaynaklandığını, Mahkemece bahse konu uyuşmazlık için Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevsizliğine karar verdiğini, Her ne kadar Yerel Mahkemece görevsizlik kararı verilmişse de Müvekkil tarafından bir diğer kılavuz kaptan aleyhine aynı konuda İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. sayılı dosyasında açılan dava tahtında ilk derece mahkemesi tarafından görev hususunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna başvuru yapıldığını, Yerel Mahkemece söz konusu başvurunun huzurdaki yargılama bakımından █████/2021 tarihli duruşmanın 1 numaralı kararı uyarınca, "İstanbul BAM Başkanlar Kurulu'nun 2021/4 Sayılı Esas █████/2021 tarihli kararın sonucunun beklenilmesine" karar verildiğini, Yerel Mahkemece anılan başvurunun bekletici mesele yapılmış olmasına rağmen Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin █████████ E., 2021/ 6811 K. ve 03.12.2021 Tarihli Kararının beklenilmediğini ve de Yargıtay İhtisas Dairesi kararına aykırı bir hüküm tesis edildiğini, Ticari davalarda istinaf daireleri arasında uyuşmazlığı gideren Yargıtay İhtisas Dairesi Kurulu, █████████ Esas, 2021/ 6811 Karar ve 03.12.2021 Tarihli Kararında; "TTK’nın 5. maddesinde yazılı “aksine hüküm bulunmadıkça” hükmüne dayalı olarak, ihtisas alanı ve yargılama usulü tümüyle farklı bir mahkemenin görevi kapsamına alması gibi kabul edilemez nitelikteki bir yaklaşımda bulunmasının söz konusu olamayacağı kanaatine varılmakla..., TBK’nin 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağına, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 13 ve 43. Hukuk Daireleri ile 12 ve 14. Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, █████/2021 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35/4 maddesi gereğince (gerekçe yönünden çoğunlukla) sonuç itibarıyla oybirliğiyle kesin olarak karar verildi." şeklinde hüküm kurulduğunu, (EK-1 Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin █████████ E., 2021/ 6811 K. ve 03.12.2021 Tarihli Kararı) Bu karar neticesinde, işbu davaya konu uyuşmazlığın TBK’nın 444-447. maddelerinden doğan rekabet yasağı ihlali davası olduğu, TTK 4/1-c ve 5. maddeleri gereğince Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girdiği Yargıtay İhtisas Dairesi tarafından açıkça belirtildiğini, TTK’nın özel hüküm niteliğindeki düzenlemeleri karşısında İş Mahkemeleri Kanunu’nun genel hüküm olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Aşağıda alıntılanan Yargıtay kararlarından da Yargıtay'ın, hizmet akdinin sona ermesinden sonraki rekabet yasağının ihlali davalarına bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna istikrarlı bir şekilde karar verdiğinin görüleceğini, Yargıtay Kararı - 9. HD., E. █████████ K. ██████████ T. 19.6.2019: "(...) Somut uyuşmazlıkta, davacı, davalının iş sözleşmesi ile kararlaştırılan rekabet etmeme yasağına aykırı davranması nedeniyle cezai şart tazminatı talep etmiştir. Bu istemle ilgili, HGK’nun 27.2.2013 gün ve 2012/9-854 Esas ████████ Karar sayılı kararı gereğince, Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan, mutlak şekilde ticaret mahkemelerinin görevine giren davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken(...)" Yargıtay Kararı - 11. HD., E. █████████ K. █████████ T. 27.4.2015: "(...) İş aktinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK'nun 348. maddesi kapsamına girmekle ve bu kapsamdaki davalar TTK'nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olup, bu tür davalar ticaret mahkemelerinde incelenip karara bağlanır.(...)" Davalı ile aynı tarihlerde toplu olarak istifa eden ve aynı rakip şirkette çalışmaya başlayan kılavuz kaptanlarla Müvekkil Şirket arasında görülen menfi tespit davaları tahtında; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından rekabet yasağının geçerli olduğu ve kılavuz kaptanların TBK 446. Maddesi uyarınca düzenlenen 110.000 ABD doları tutarındaki cezai şart tutarında borçlu olduklarının tespit edildiğini, rekabet yasağının ihlali nedeniyle ilgili dosyaların tarafı olan kılavuz kaptanların borçlu olduğuna hükmedilmiş olup başta istifa dilekçelerinin içeriği olmak üzere aynı fiilleri konu alan dosyalarda haklı sebeple fesih olgusu bulunmadığının Yargıtay tarafından tespit edilmiş durumda olduğunu, bu cihetle, anılan rekabet yasağı hükmünün yasaya uygun olduğu Yargıtay incelemesi neticesinde kesinleşen yargı kararları ile esas yönünden tespit edildiğini, Emsal olarak gösterilebilecek Yargıtay Hukuk Dairesi kararlarının; Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin █████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ E. Sayılı Kararları olduğunu,Dava dosyası tahtında İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas, ████████ K., █████/2023 Tarihli kararında, aynı rekabet yasağı hükmünün hilafına aynı eylemlerle yükümlülüklerini ihlal eden bir diğer kılavuz kaptanın cezai şarttan sorumlu olduğuna hükmettiğini beyanla, Yargıtay'ın İhtisas Dairesi'nin kararları doğrultusunda müvekkil şirket davacının ikame ettiği davanın kabulüne karar verilmesini, İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E., ████████ K. sayılı ve █████/2022 tarihli kararının istinaf istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal edildiği iddiası ile cezai şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece iş bu yargılamada İş Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine ve Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece de bekletici mesele yapılmasına rağmen aksi yönde karar verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.12.2021 Tarih ve █████████ Esas- █████████ Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik kararı ile;''.... TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, 7306 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi kapsamında, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak tanımlanması ve giderek İş Mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesi yerinde bir yaklaşım değildir. Bu çerçevede, İş Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemelerinin görev alanları bakımından bir hüküm uyuşmazlığından bahsedilemeyeceği gibi 7306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile TBK’daki rekabet yasağına ilişkin hükümlerin mutlak ticari dava olarak tanımlanmasına ilişkin TTK’nın 4. maddesi hükmünün zımnen ilga edilmiş olduğu da ileri sürülemez. Sonuç olarak, TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağına, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 13 ve 43. Hukuk Daireleri ile 12 ve 14. Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine,'' karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilamındaki açıklamalar gözetildiğinde, TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girdiği anlaşılmakla Mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, bekletici mesele yapılan Yargıtay içtihadının aksine hatalı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi ile uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2022 ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.