2015/2251 E., 2015/8103 K. sayılı dosya numarasıyla iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sözleşmesi nedeniyle itirazın iptali davası kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı şirkete iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sunduğu, ancak faturaların ödenmemesi üzerine sözleşmeyi feshederek icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine itirazın iptali davası açtığı, mahkemenin davayı reddettiği, ancak temyiz sonucunda Yargıtay'ın, davalının feshin ihbarına kadar hizmetin yönetmeliğe aykırı olduğuna dair bir itirazı olmadığı ve sözleşmenin ayakta tutulduğu gerekçesiyle davacının alacağını talep edebileceği yönünde hüküm kurarak kararı bozduğu anlaşılmaktadır.

MAHKEMESİ : İ Asliye Ticaret MahkemesiTaraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R -Davacı vekili, müvekkili şirketin firmalara İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği ve İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Görev, Yetki, Sorumluluk Eğitimleri Hakkında Yönetmelik kapsamında belirtilen işyeri hekimliği ve iş güvenliği konularında hizmet verdiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında 17.12.2012 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme hükümleri gereğince müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalı tarafın sözleşme gereğince müvekkili şirkete verilen hizmet karşılığı ödenmesi gerekli bedelin ancak 2.000,00 TL'sini ödediğini, müvekkili şirketin kesmiş olduğu toplam 5 aylık fatura bedelinin ödememesi sebebiyle sözleşme gereği bir yıllık alacağın muaccel hale geldiğini, muaccel hale gelen 22.000,00 TL'nin tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalının haksız ve kötüniyetli olarak borca ve yetkiye itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, takibe konu olan sözleşmeye ilişkin müvekkili şirketin muaccel hale gelmiş herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın sözleşme gereği kendisine yüklenen edimlerde ilgili sürelere uymayarak müvekkili şirketi zarara uğrattığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, imzalanan sözleşme uyarınca, poliklinik hizmeti benzeri bir hizmet sunulmuş olması ile sözleşme şartlarının yerine getirilmiş sayılamayacağı, davacının faturaya dayalı alacağını istemekte hakkının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki sözleşmenin “Ödeme Koşulları ve Ücretler” başlıklı bölümü, “Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi'nce faturalar, ilgili ayın birinci ve sonuncu gününü kapsayacak şekilde düzenlenecek ve ayın 25 ila 30 uncu günleri arasında fatura ile hizmet alan işyerine bildirilecektir. Faturanın ulaşmaması halinde ...sorumlu tutulamaz ve işyeri ayın 30 uncu gününde dahi fatura eline ulaşmamışsa .........den faturayı fax numarasına gönderilmek üzere talep edecektir. Eğer fatura eline ulaşmamışsa ve faturayı ...........'den ayın 30 uncu günü olmasına rağmen istememişse hizmet alan sorumlu tutulur. Faturayı aldıktan sonra hizmet alan işyeri, takip eden ayın en geç ilk 5(beş) iş gününde ödemeyi ..........'nin hesabına virman yapacaktır.İşveren konumundaki hizmet alan firma, üç ay ...........'nin kendisine kesmiş olduğu faturayı ödemediği takdirde, ............. bu anlaşmayı tek taraflı feshedip, bir yıllık toplam alacağını, hizmet alan işverenden talep etme hakkına sahiptir.” hükmünü içermektedir.Dosya kapsamından, davacı tarafça düzenlenen 28.01.2013 tarihli 2.160,00 TL bedelli faturanın 2.000,00 TL'sinin ödendiği, bundan sonra düzenlenen 5 adet faturanın ödenmemesi üzerine davacı tarafça sözleşmenin yukarıda bahsi geçen hükmüne dayalı olarak 30.05.2013 tarihinde sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır.Davalı tarafın, sözleşmenin imzalandığı 17.12.2012 tarihinden, davacı tarafından feshin ihbar edildiği 30.05.2013 tarihine kadar, davacının verdiği hizmetin İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği'ne aykırı olduğu hususunda herhangi bir ihtarı olmadığı gibi, sözleşme bu tarihe dek feshedilmeyerek ayakta tutulmuştur.Bu durumda mahkemece, davacının sözleşmenin yukarıda bahsi geçen hükmüne dayalı olarak muacel olan sözleşme bedelinden, yapılan ödemenin mahsubundan sonra kalan kısmı isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin davacı tarafça feshine kadar davalı tarafça ileri sürülmeyen hususlara dayalı olarak yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.Öte yandan, 28.10.2013 olan dava tarihinin gerekçeli karar başlığında 15.09.2014 olarak yazılmış olması da doğru olmamıştır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.