Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

          ANKARA 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’NE

Gönderilmek Üzere

KAYSERİ NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO :

CEVAP VEREN

DAVALILAR

VEKİLLERİ : Av.O.Haluk DOĞAN, Av.Halim ÖZCAN, Av.Ali FİDAN ve

Av.Şeyda AYDIN -Adres antettedir-KAYSERİ

DAVACI : T.GARANTİ BANKASI A.Ş.

VEKİLİ : Av. Yenal OKTAY

KONU : Davaya cevaplarımız ve itirazlarımızın sunulmasından ibarettir

AÇIKLAMALAR :

1- Öncelikle belirtmek gerekir ki müvekkile yalnızca dava dilekçesi ve
tensip zaptı tebliğ edilmiş olup dava dilekçesinde 11 kalemden oluşan
delillerin hiçbiri tebliğ olmamıştır; HMK ilgili hükümleri gereğince
delillerin de tarafımıza tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bunların
tebliğinden sonra deliller hakkında da beyanda bulunacağımızı ve
delillerimizi hasredeceğimizi belirtmek isteriz.

Açılan davanın tarafımızca kabulü mümkün değildir. Şöyle ki ;

Müvekkillerimizden ………. Ve inş.Tic.ltd.şti davacı bankanın şubesinden
kredi sözleşmesi imzalayarak kredi kullanmış,diğer müvekkiller
kullandırılan krediye kefil olmuşlardır. Kullandırılan bu krediden
dolayı davacı banka müvekkiller hesaplarını katetmiş ve alacak
iddiasında bulunulmuştur. Bu alacak taleplerine ilişkin olarak kat
edilen hesap kat ihtarları müvekkillere tebliğ edilmiştir.Müvekkillerce
tebellüğ edilen hesap kat ihtarlarına tarafımızca Kayseri 1.
Noterliğinin 11/10/2011 gün 25836 yevmiye nolu ihtarıyla itiraz edilmiş
ve tarafımızca tebellüğ edilen kat ihtarının tüm muhtevası ve
münderecatını kabul etmediğimiz ihtar edilmiştir.

Davacı hesap kat ihtarının kesinleşmesini beklemeden Ankara 7.İcra
müdürlüğünün 2011/11654 esas sayılı dosyası ile müvekkiller hakkında
icra takibine başlamıştır.Bu takibe de tarafımızca itiraz edilerek takip
icra müdürlüğü marifetiyle durdurulmuştur.

2-Derdest davada; taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin hukuki
mahiyetinin öncelikle irdelenmesi gerekmektedir.Davacının davasına
kaynak teşkil ettiği Kredi Sözleşmesinin hukuki niteliği şu şekilde
tanımlanabilir:

Türk Hukukunda kredi işlemleri ile ilgili düzenlemeler yapılmakla
birlikte, kredinin hukuki tanımı verilmemiştir. 4389 sayılı (4491 sayılı
kanunla değişik)  Bankalar Kanunu’nun 11. maddesinde kredi sayılan
işlemler belirtilmekle birlikte, aynı kanunun ne tanımlar başlıklı 2.
maddesinde ne de kredileri düzenleyen 11 vd. maddelerinde kredinin
tanımı yapılmıştır. Hukuki açıdan kredi verme işlemi kredi açma
sözleşmesinin konusunu oluşturur.  

Kredi açma sözleşmesi, krediyi verenin, krediyi alana belirli bir sınıra
kadar, belirli veya belirsiz bir zaman süreci içinde, belli şartlarla
krediyi çeşitli kredi türleri halinde veya bir tek

kredi şeklinde kullandırmayı, diğer tarafın da aldığı krediyi faiz,
komisyon ve diğer giderler ile birlikte geri ödemeyi taahhüt ettiği bir
çerçeve sözleşme dir.

Kredi açma sözleşmesi de , Türk hukukunda düzenlenmemiştir..Sözleşmeye
uygulanacak hükümlerin belirlenebilmesi için, sözleşmenin hukuki
niteliğinin tespit edilmesi gerekir. Bu konu ise doktrinde tartışılmış
ve çeşitli görüşler ortaya çıkmıştır. Bu görüşler ,

a)     Ön Ödünç Görüşü

b)     Rızai Ödünç Görüşü --

c)     Çok Aşamalı Kendine Özgü Sözleşme Görüşü

Bu üç görüş doktrinde birçok yönleri ile eleştirilmektedir..

d)     Tek Aşamalı Sözleşme Görüşü:

 Bu görüş, kredi açma sözleşmesinin kesin nitelik taşıyan, iki tarafa da
borç yükleyen, tarafların borç ve yükümlerini belirleyen, yükümleri hem
verme hem de yapma edimlerinden oluşan bir çerçeve sözleşme olduğunu
ifade eder. Bu sözleşme ile kredi veren, belli bir limite kadar krediyi,
kredi alanın kullanımına hazır tutar. Kredi alan da krediyi, faiz ve
diğer eklentileri ile ödemeyi yükümlenir. Bankanın bir zaman dilimine
yayılan ifaları tek bir borçtan doğar. Sözleşme kredi alana (yenilik
doğurucu nitelikte) bir çekme hakkı tanır, sözleşmede belirlenen sınıra
kadar bu hakkı kullanmak müşterinin tercihine bağlıdır. Öğretide
genellikle kabul edilen görüş, tek aşamalı sözleşme görüşüdür.

Kredi açma sözleşmesine uygulanacak hükümleri, kredi açma sözleşmesinin
içeriğini oluşturan kredinin konusu belirler. Kredinin konusu para
ödüncü, mal, senel veya mal avansı, senet iskontosu/iştiraı, teminat
mektubu, poliçenin kabulü, finansal kiralama (leasing), alacak alımı
(factoring veya forfaiting) olabilir.

  Kredi açma sözleşmesine satım, ödünç, vekalet, iş görme gibi birçok
sözleşmenin hükümleri uygulanabilir. Uygulanacak hükümler, kullanılan
kredinin türüne göre değişeceğinden, uygulanacak hükümlerin
bulunabilmesi için kullanılan kredinin türünün tespit edilmesi gerekir.

Uygulamada bankalar, genel işlem şartları ile ayrıntılı ve tek taraflı
olarak kredi ilişkisini düzenlediklerinden, ihtilaf vukuunda hemen her
zaman sözleşme hükümleri uygulanmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında derdest davanın konusunu oluşturan kredi
sözleşmesine uygulanacak hükümleri tespit edebilmek için kredi
sözleşmesinin hangi tür kredi sözleşmesi olduğunun tespiti
gerekmektedir.Bunun için kredi sözleşmelerinin şu tasnif ve tarifinide
yapılması zorunludur.

KREDİ TÜRLERİ: A)Nakdi Krediler:

Cari Hesap Şeklinde Çalışmayan Sabit Vadeli Para Ödüncü:Bu tür kredilere
uygulamada tüketici kredileri örnek gösterilebilir.

Senet veya Emtia Avansı Kredisi (Lombard):

  Bir gayrimenkulün, alacak hakkı ya da ortaklık hakkı içeren bir
kıymetli evrakın, senetsiz ya da adi senede bağlanmış bir alacağın
rehnedilmesi suretiyle teminat altına alınmış para ödüncü kredisidir. Bu
tür kredi de, cari hesap açılması yöntemi ile işler. Şöyle ki, müşteri
malını veya elindeki kıymetli evrakı kredi verene rehneder, kredi veren
de bu rehin karşılığında kredi verir.

Kıymetli Evrakın İskontosu veya İştiraı Yolu İle Kredi Verilmesi:

Alacak Alımı İşlemleri: 

A-Gayri Nakdi Krediler; Bankalar Kanunu, gayri nakdi kredileri
tanımlamamış, banka tarafından verilen teminat mektupları, kefaletler,
aval, ciro, kabul ve benzeri işlemleri gayri nakdi kredi olarak
değerlendirmiştir.

Gayri nakdi kredi, bankanın para ödemeyip,riskin gerçekleşmesi halinde
ortaya çıkacak zararın sorumluluğunu yüklendiği, ödemeyi, korkulan
olayın gerçekleşmesi halinde yaptığı  kredi türüdür. Banka, müşterisinin
müstakbel sözleşenine, müşterisinin edimini yerine getirmemesi halinde
ortaya çıkacak zararı tazmin edeceğine dair bir beyanda bulunursa,
müstakbel sözleşenin, müşterisine gerekli vadeyi tanımasını
sağlayabilir. Böyle bir durumda müşteri belli bir süre için satın alma
gücü kazanacağından bu durum müşteri açısından bir kredi teşkil eder.
Müşteri, vadesinde edimini ifa ederse banka herhangi bir ödemede
bulunmayacaktır. İşte bankanın para ödemeden müşterisine alım gücü
yarattığı bu tür krediler Bankalar Kanunu açısından gayri nakdi kredi
olarak değerlendirilir.

Bankalar Kanununun gayri nakdi kredi olarak (örnekleme şeklinde) saydığı
işlemlerin ortak özelliği üçüncü kişiye karşı bankanın garanti
vermesidir. Bu nedenle uygulamada bu tip işlemlere banka garantileri de
denilmektedir.

Gayri nakdi kredilerin (banka garantilerinin) en yaygın şekli, garanti
sözleşmesi kapsamına giren işlemlerdir. Bu işlemler teminat mektubu,
kefalet, aval, kabul veya ciro şeklinde olabilir. Bankalar Kanunu bu
işlemleri 10. maddesinde gayri nakdi kredi olarak saymıştır ve bu sayma
sınırlı sayıda değildir. Mahiyeti itibariyle garanti sözleşmesinin
özelliklerini gösteren her türlü işlem gayri nakdi kredi kapsamında
değerlendirilecektir.

Gayrı nakdi krediler şunlardır.

a-)Garanti Kredisi:Türk Hukukunda garanti sözleşmesinin tanımı
yapılmamıştır. Bu konuda hakim görüş garanti sözleşmesinin BK.m.110’ da
düzenlenen başkasının fiilini taahhüt olduğu yönündedir. Yargıtay da
11.06.1969 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında teminat mektubunun,
BK.m.110 anlamında başkasının fiilini taahhüt olduğuna karar vermiştir.

b)     Kefalet Kredisi; --c)     Kabul Kredisi; --d)     Aval Kredisi;--
e)     Ciro Kredisi;

Bu açıklamalar ışığında davacının açmış derdest davada müvekkillerce
imzalanmış olan kredi sözleşmesinin hukuki niteliğini tarif edip
uygulanacak hükümleri yani HUKUKİ SEBEPLERİ açıkça bildirmesi
gerekmektedir.Kanaatimizce dava dilekçesinde bu yön eksik
kalmıştır.Davacı yapılan tanımlamalara iştirak ediyorsa dava konusunu
teşkil eden sözleşmenin hangi tip sözleşme olduğunu açıkça belirtmeli ve
uygulanacak hükümleri açıkça belirtmelidir.Yok eğer tanımlamalara
iştirak etmiyor ise kendi tanımlamalarını yapmalı ve bu tanımlama
ışığında uygulanacak hükümleri belirtmeli ve bu durumda tarafımızca
yapılacak hukuki değerlendirmeler de dikkate alınarak mahkemece derdest
davada uygulanacak hükümler belirlenmelidir.Bu durum H.M.K Madde 119 g
bendinde açıkça belirtilmiştir.Bu nedenle derdest davada dava açılmasına
sebep oluşturan kredi sözleşmesine uygulanacak hükümler
bildirilmemiştir. Öncelikle mahkemece bu yönden bir karar verilmesi
gerekmektedir.

3-Derdest davada;müvekkillerimizden birisi adına kredi hesabı açılmış
diğer müvekkillerimiz ise bu sözleşmeye kefalet hükümlerine uygun olarak
kefil olmuşlardır.Burada bir de kredi sözleşmelerinde bu tip kefaletin
de hukuki mahiyeti ve sınırlarının irdelenemesi gerekmektedir.

Dilekçemiz ekinde yer alan “”YARGITAY Hukuk Genel
Kurulu,E:2001/19-534-K:2001/583 -T:4.7.2001 “ bize ışık tutacaktır.

Kefalet Borçlar Kanunu 486 vd maddelerinde düzenlenmiştir.Sunduğumuz
Yargıtay kararı içinde yer alan şu cümleye dikkat çekmek istiyoruz;

“ Sözleşmenin düzenlendiği tarihte asıl borçluya açılan kredi miktarının
belli olduğu yada asıl borçlu yönünden kredi limitinin belirlenmiş
bulunduğu kredi sözleşmelerinde garanti eden ,garanti ettiği edimin
boyutlarını görmekte ve risk gerçekleştiğinde sorumlu olacağı miktarı
tahmin edebilmektedir. Böyle bir durumda asıl borçluya verilen kredi
borcu miktarının ve fer’ilerinin garanti kapsamında kaldığı açıktır.
Ancak özellikle süresiz garanti sözleşmelerinde asıl borçlunun kredi
limitinin sonradan yükseltilmesi halinde garanti verenin başlangıçtaki
iradesinin yükseltilen limiti de kayıtsız şartsız kapsamına aldığı
söylenemez.’’

Görüldüğü gibi müvekkillerimizden birisin adına açılıp diğerlerinin
kefaletini taşıyan bu kredi hesabından nakdi kredi hesabı açılmış daha
sonra ;gayri nakdi krediler kullandırılırmış ve ayrıca her iki tip
kullandırılan kredi limitleri arttırılmıştır. Bu limit artırımları HGK
ve yasa hükümlerinin açıkca izah ettiği gibi kefillerin muvafakati
alınmaksızın yapıldığından ilk kredi hesabı açılmasından sonraki
dönemlerden hiçbir surette sorumlu tutulamazlar

4- Dava dilekçesinde bahsedilen sözleşme serbestisi konusuna gelince ;
Sözleşme serbestisi sınırsız değildir. BK.nun 19. ve 20. Maddelerinde
sözleşme serbestisine bir takım sınırlamalar getirilmiştir Gerçekten bir
sözleşmenin geçerli olması için , onun taraflara yüklediği hak ve
borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde açık, başka bir deyimle
konusunun gereği ve yeteri kadar belli ve sınırlı olması gerekir.
Belirsizliğin garantisi olmaz. Hangi riskin garanti edildiği
belirlenmeden ‘’doğmuş ve doğacak her türlü borcun garanti edildiği’’
nden söz etmek, boyutları belli olmayan (belirsiz) bir edimin garantisi
anlamına gelir ki, buna hukukumuz müsaade etmemektedir.

5-KULLANDIRILAN KREDİNİN TTK ANLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

Burada yine bir Yüksek mahkeme kararına dikkatinizi çekmek istiyoruz.
(T.C.YARGITAY-11. HUKUK DAİRESİ 1989/286-K. 1989/493-T. 3.2.1989-Ekli
karar)

İtirazlarımızdan biri olan faiz itirazımızda bankaların mutad uygulaması
şöyledir “kredi sözleşmesinden kaynaklanan hesaba, sözleşmeye aykırı
olarak yüksek oranda faiz uygulama, üçer aylık devreler halinde
hesaplanan faizin ana paraya eklenip yeniden faiz yürütülmesi
şeklindedir.

KREDİ SÖZLEŞMELERİNDE ;“Kredi sözleşmesi limitini aşan krediye,
sözleşmede belirlenen faiz uygulanır,Davalı bankanın alacağının bir
bölümünün limit dışı olması halinde ve yüksek faize tabi bulunduğu
bildirilmişse de yüksek faizden maksadın ne olduğu açıklanamadığı
için,ihtara cevabımız ve icra takibine itirazımızda İşlemiş faiz ve
işleyecek faizlere ilişkin talepleri gerek faiz oranlarını ve gerekse
miktarını kabul etmediğimizi, Hesap kat ihbarı ile müvekkilden talep
edilen miktar ve oranların hiçbirinin tarafımızca kabulü mümkün
olmadığından kabul etmediğimizi açıkça belirtmiştik.

Buradan hareketle ; Bankanın müşterisine tahsis ettiği kredi hesabı
"borçlu cari hesabı" olarak adlandırılır. Müşteri bu hesabı verilen
limit içinde krediler için kullanır. Ya hesaptan para çeker, havale ile
temlik yapar ya da teminat mektubu, aval, kefalet gibi bankanın
itibarına dayanan krediler talep eder. Müşteri hep borçlu durumundadır.
Gerek "borçlu cari hesabı" ve gerek "adi cari hesap" ( küçük cari hesap
) şeklinde açılan banka hesaplarında, birincisinde kredi müşterisinin,
ikincisinde bankanın alacaklı duruma geçmeleri mümkün olmadığı, bu
nedenle TTK.nun 87/1. maddesinde yer alan karşılık unsuru bulunmadığı
cihetle TTK.ndaki cari hesap tanımına uymaz.

Bu itibarla dava konusu olayda TTK.nun 92. maddesi hükmü
uygulanamayacağından davacının müvekkillerimizden talep ettiği temerrüd
faizi burada istenemez.Ayrıca yapılacak olan bilirkişi incelemesinde de
ortaya çıkacağı gibi, Kredi Sözleşmesini imzalayan kredi borçlusu
müvekkil ile diğer kefil olan müvekkillerimiz sorumluluklarını ayrı ayrı
çıkartılıp yukarıda belirttiğimiz cari hesaba ilişkin değerlendirmede
dikkate alınarak ,yeniden hesap yapılması gerekmektedir.

Bu yönü ile bakıldığında borcun öteden beri iddia ettiğimiz gibi LİKİT
olmadığı açıktır.

6-Likit olmayan bir alacak için yapılan takip kötüniyetli bir takip
olarak hukukumuzda yerini bulmuştur.Hangi tarihler arasında faiz
istendiği;faiz oranının ne olduğu,faize faiz yürütülüp yürütülmediği ve
yürütülmüş ise haklı bir gerekçenin olup olmadığı, faize yürütülen gider
vergisi ve diğer masraflar talep edilen faiz üzerinden belirli bir oran
uygulanarak talep edilebildiğinden direkt olarak talep edilen faiz ile
bağlantılı olduğundan talep edilen toplam alacak likit değilken %40
inkar tazminatının istenmesi hukuken mümkün değildir.

Aksine müvekkilden likit olmayan bir alacak üzerine takip yapılarak
fazlaya ilişkin taleplerde bulunan kötüniyetli davacının % 40 kötüniyet
tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.

7-Davacı banka ; Gerek kredi borçlusu müvekkilimiz gerekse kefil
müvekkillere hesabın açıldığı günden itibaren İcra İflas kanunu’nun 68 B
maddesinde düzenlenen şartları yerine getirmemiştir.

İ.İ.K Madde 68/b -  Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi
şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan
tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap
sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi
sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün
içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır.”
Hükmünü ihtiva etmektedir.

Davacı banka 68/b maddesi şartlarını yerine getirmemiştir. Sadece hesap
kapamaya dair ihtarnamenin yollandığı tarih itibarıyla son döneme ait
cari hesap ekstresini tebliğ etmiştir.Bu döneme ilişkin yollanan cari
hesaba da tarafımızca itiraz edilerek kabul edilmemiştir.Bu nedenle
müvekkillerin gerek üç aylık dönemlere ilişkin ve gerekse son hesap
kesimine ilişkin hesaplarının münderecatı kesinleşmemiştir.Tarafımızca
kredi kullanımından itibaren üç aylık dönemlerde kat edilen hesaplarda
uygulanan faizlerin ana paraya dahil edilip edilmediği,edilmişse
müvekkil son hesabı kat edilirken faize faiz talep edilmiş olup
olmadığı,hangi oranlarda ve kaç günlük faiz talep edildiği..vb konular
bilinmemektedir.Davacı banka tek taraflı olarak müvekkillerin hiçbir
hesaplamadan haberi olmadan bir hesap çıkarmış ve bunuda müvekkile
tebliğ ederek ödemesini istemiştir.Burada tekrar belirtmek isteriz ki bu
hesap hiçbir zaman tarafımızca kabul edilmemiş ve tarafımıza tebliğ
edilen tek hesap bilgisi ihtiva eden hesap kesim ihtarınada tarafımızca
itiraz edilmiştir.Müvekkiller borcunun hesaplanabilmesi için ;

A-)Kredi sözleşmesinde asıl borçlu müvekkil yönünden ;

a-)Asıl borç miktarının tespiti(Asıl borcun ne kadar olduğu,ipotek veya
başka teminatlarla taminatlandırılıp , teminatlandırılmadığının
tespiti.Teminatlandırılmışsa ne miktar için teminat alındığı ve derdest
davanın müddeabihi dikkate alındığında tahsilde tekerrür içerip
içermediği)

b-)Üç aylık dönemlere ait borç miktarının tespiti

c-) Uygulanacak faiz oranının ve ne kadar süre için bu faizin
uygulanacağının tespiti,

d-)Yukarıda belirtilen ve ekte sunulan Yüksek mahkeme kararı
doğrultusunda TTK 86 ve devamı maddeleri gereği cari hesaba ilişkin
düzenlemelerin uygulanıp uygulanmadığının tespiti ve cari hesap
uygulanarak çıkan hesapla,cari hesap uygulanmadan çıkan hesabın tespiti,

B_)Kredi sözleşmesine kefil olan müvekkiller yönünden;

a-)Kefil oldukları miktarın tespiti,

b-)Daha sonraki artırımlara muvafakatlarının olup olmadığının tespiti ki
bu durum için açık muvafakat aranmaktadır.

c-)Uygulanacak faiz oranlarının ve ne kadar süre için bu faiz
oranlarının uygulanacağının tespiti,

d-)Yukarıda belirtilen ve ekte sunulan Yüksek mahkeme kararı
doğrultusunda TTK 86 ve devamı maddeleri gereği cari hesaba ilişkin
düzenlemelerin uygulanıp uygulanmadığının tespiti ve cari hesap
uygulanarak çıkan hesapla,cari hesap uygulanmadan çıkan hesabın tespiti,

Gerekmektedir.Bunun içinde konusunda uzman bilirkişi heyetince bir
inceleme yapılmalı ve müvekkillerin borçları davacı tarafından yapıldığı
gibi sübjektif kriterlerle değil hukuka uygun ve objektif kriterlerle
net bir şekilde ortaya çıkarılmalıdır.

8-Belirtilen nedenlerle;cevap dilekçemizde belirttiğimiz red gerekçeleri
dahilinde yapılacak kapsamlı bilirkişi raporunda haklılığımız ortaya
çıkacağından ; haksız ve hukuka aykırı talepler içeren davanın reddini
talep ediyoruz.

HUKUKİ SEBEPLER:Borçlar Kanunu 19,20,486 ve devamı maddeleri,TTK 86 ve
devamı maddeleri , 3095 sayılı kanunun 2/3-4 maddesi hükmü,İİK 67
,68/b,150/ı ve ilgili maddeleri,HMK ,TTK,BK ve ilgili yasal mevzuat

DELİLLERİMİZ :

3-Kredi sözleşmesi ve ekleri,

4-Tüm banka kayıtlarının celbi,(Bilirkişi incelemesine esas olmak üzere)

5-Ticari defter kayıt ve belgeleri(Davalı müvekkillerimize ait ticari
defter kayıt ve belgeleri çok hacimli olması sebebiyle incelemeye hazır
olacak şekilde müvekkil şirketlerin tebligat yapılan ticari ikametgah
adreslerinde incelenmesini istiyoruz)

6-Keşif

7-Bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM:Yukarıda belirtilen nedenlerle ve yargılama sırasında
ortaya çıkacak nedenlerle;

a) HMK 119/g gereği hukuki sebep içermeyen ,

b) Hukuki dayanaktan yoksun,

c) Fazla ve haksız talepler içeren davanın REDDİNE;

d) Müvekkiller aleyhine dava öncesinde icra takibi yapılmış olması
sebebiyle hükümle birlikte %40 dan aşağı olmamak üzere davalının
kötüniyet tazminatı ödemesine,

e)Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine
karar verilmesini saygıyla bil vekale arz ve talep eyleriz…….

Cevap Veren Davalılar Vekili

Av. O.Haluk DOĞAN&Av. Halim ÖZCAN&Av. Ali FİDAN&Av.Şeyda Aydın

EKİ:

1-YARGITAY Hukuk Genel Kurulu,E:2001/19-534-K:2001/583 -T:4.7.2001
tarihli kararı

2-YARGITAY-11. HUKUK DAİRESİ 1989/286-K. 1989/493-T. 3.2.1989 tarihli
kararı

3- Kayseri 1. Noterliğinin 11/10/2011 gün 25836 yevmiye nolu ihtarı,