Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

          YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA

SUNULMAK ÜZERE

ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI : K.H

TEMYİZ EDEN SANIK : Y

VEKİLİ : Av.

KONU : Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/…..E. , 2014/….K. sayılı
10/04/2014 tarihli kararın bozulması istemli temyiz talebidir.

TEMYİZ TARİHİ :

OLAY : 31.10.2014 tarihinde müvekkilim Y, 1,5 yıl nişanlı kalmış, olay
tarihinden önce ayrılmış olduğu, hala çok sevdiği ve kendisinin de onu
sevdiğini düşündüğü katılan H’la konuşmak istemesi üzerine okuluna
gitmiştir. Kendisiyle konuşmak istediğini söylemiştir. Okula ve anayola
yakın bir mevkiinde konuştuktan sonra katılanı okula dönmesi için bir
araca bindirmek üzere beraber anayola gittikleri sırada jandarmalar
tarafından karakola alınmışlardır.

TEMYİZ SEBEPLERİ :

Asliye Ceza Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile,
sanık Y hakkında açılan kamu davasının yürütülen yargılaması sonucunda
verilen karar tarafımıza tebliğ edilmiştir. Gerekçeli karar ile dosya
içeriğini temyiz süresi içerisinde incelememiz neticesinde ise, kararın
usul ve yasaya aykırı olduğu tarafımızca anlaşılmıştır. Bu nedenle izah
ettiğimiz nedenler ve Yüksek Yargıtayca saptanacak sair sebeplerle
zikredilen kararı lehimize hüküm ifade etmek üzere temyiz ediyoruz.

Usul Yönünden Temyiz Sebepleri:

1.  Yapılan yargılama sırasında müvekkilim Y’in Asliye Ceza
    Mahkemesi’nin 2013/….. Talimat sayılı dosyasıyla alınan ifadesi
    dışında ifadesi alınmamış olup, hüküm kurulurken müvekkilim Y’in son
    sözü de alınmamıştır. 1412 sayılı CYUY'nın 251. maddesine paralel
    düzenlemeler içeren CMK'nun 216. maddesinin son fıkrasında, hükümden
    önce son sözün sanığa verileceği belirtilmiştir. Ceza Genel
    Kurulunun yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, savunma hakkı
    ile yakından ilgili bulunan bu usul kuralı buyurucu nitelikte olup
    uyulmaması yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Ceza
    yargılamasında sanığın en önemli hakkı savunma hakkı olup, bu hak
    hiç bir şekilde kısıtlanamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun
    kararlılık gösteren içtihatlarına ve yukarıda açıklanan buyurucu
    nitelikteki usul hukuku kuralına göre duruşma mutlaka sanığın son
    sözü ile bitirilmelidir.

2.  CMK md. 215 ise; tanığın dinlenmesinden veya herhangi bir belgenin
    okunmasından sonra bunlara karşı bir diyeceğinin olup olmadığının
    sanığa ve müdafiine sorulması gerektiğini, düzenlemiştir. Ancak
    yargılama sırasında sanık müvekkilime böyle bir imkan verilmemiştir.
    Zaten yerel mahkeme tarafından yargılama süresince ne müvekkilimin
    kendisine ne de müdafiisi olarak şahsıma da hiçbir tebligat
    çıkarılmamıştır. Savunma hakkı kısıtlanmış müvekkilim hakkında hapis
    cezası verilmesi usul ve yasaya aykırıdır bu nedenle bozulması
    gerekmektedir.

3.  Gerekçeli kararda savunmamız belirtilmiş olmasına karşın hiçbir
    şekilde dikkate alınmadığı da açıktır. Bu yönüyle de hüküm usul ve
    yasaya aykırıdır.

Esas Yönünden Temyiz Sebepleri:

1.  İddia edildiği gibi katılan H’ın müvekkilimin kullandığı araca zorla
    bindirilmesi mümkün değildir zira olay katılanın okuduğu okulun
    içerisinde gerçekleşmiş olup etraflarında bir çok kişi vardır. Keza
    bir kısmı aleyhe tanıklık dahi yapmıştır. Yalnız olan müvekkilimin o
    ortamda katılanı arabaya bindirmek için cebir, şiddet ve tehdit
    kullanması mümkün değildir. Bir an için müvekkilimin zor
    kullandığını, cebir ve şiddet uyguladığını düşünsek dahi günümüz
    üniversite kampüslerinin orta yerinde böyle bir duruma güvenlik
    görevlilerinin seyirci kalması olanaksızdır.

2.  Onca kişi içinde müvekkilimin katılanı etkisiz hale getirmeksizin
    zorla araca bindirebilmesi de olanaksızdır. Hatta hayatın doğal
    akışına da aykırıdır. Zira iddia edildiği gibi; sanığın, katılanı
    itekleyerek ön koltuğa bindirmesi için aracın dışanda olması gerekir
    ve sürücü koltuğuna tekrar geçme süresi ise katılanın araçtan
    inmesine olanak verecek kadar makul bir süredir. Bu noktada
    savunmamızda da öne sürdüğümüz ancak yerel mahkeme tarafından nazara
    alınmayan bir hukuka uygunluk nedeni olan mağdurun rızası ortaya
    çıkmaktadır. Mağdur gerçekten istemese araca binmeyeceği açıktır.
    Kaldı ki yine müvekkilimin dikkate alınmayan savunmasında belirttiği
    üzere katılan araçtayken kendisine gelen telefonlara cevap vermiş ve
    arkadaşlarına bir-iki saate konuşup döneceğini ifade etmiştir. Bu
    nedenlerle verilen hüküm yasaya aykırıdır.

3.  Hüküm kurulurken yerel mahkeme “katılanı arabaya bindirdikten sonra
    önüne çıkan güvenlik görevlilerini ezme tehlikesine rağmen eylemine
    devam etmesi” diyerek gerekçelendirdiği cezanın alt sınırdan
    uzaklaşma nedeni ise hiçbir delil veye kanıda dayanmamaktadır. Keza
    katılan H, olay günü savcılıkta verdiği ifadesinde böyle bir
    durumdan bahsetmemiştir. Daha sonra kendisinin, yerel mahkemede
    vermiş olduğu ifade dışında hiçbir tanık beyanında; sanığın
    kullandığı aracı, okulun güvenlik görevlilerinin üzerine sürdüğünden
    bahsedilmemiş olup aksine her biri güvenliğe olayın kendileri
    tarafından haber verilmiş olduğunu söylemişlerdir. Katılan beyanında
    başka hiçbir delile dayanmayan bu husus , araştırılmadan mahkeme
    tarafından gerekçe gösterilmesi hakkaniyete ve yasaya aykırıdır.

4.  Müvekkilim, katılan H’e kati suretle bir zarar vermemiştir.
    Gerekçeli kararda katılan tarafından alınan doktor raporunun,
    31.10.2013 tarihli olduğu belirtilmiştir. Rapor olay gününden bir
    gün sonra alındığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki gerekçeli kararda hangi
    kurum tarafından verildiği belirtilmeyen rapor UYAP sistemi üzerinde
    de dosyada gözükmemektedir. Rapor tarihi itibari ile zaten
    müvekkilimin katılana karşı olay sırasında cebir veya şiddet
    kullandığını tek başına kanıtlayacak nitelikte değildir. Ceza
    Hukukunun evrensel ilkesi olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi yine
    gözardı edilmiştir.

HUKUKİ SEBEPLER : Anayasa, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 Sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu, Yüksek Yargıtay İçtihatları, Örf ve Adet Hukuku,
Yüksek Heyetinizin Takdiri vd…

DELİLLER : Müşteki, Mağdur, Tanık ve Sanık İfadeleri, Bilirkişi, Keşif,
Duruşma Tutanakları, Kolluk Tutanakları, Nüfus ve Sabıka Kayıtları,
Mahkeme Dosyası, Sair Belge ve Deliller vd…

SONUÇ VE İSTEM :

İzah ettiğimiz nedenler ve Yüksek Yargıtay'ca saptanacak sair sebeplerle
usule, yasaya ve hukuka aykırı olan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/….
Esas 2014/….. Karar Sayılı 10/04/2014

Tarihli kararının temyizen incelenerek BOZULMASINA karar verilmesini
saygıyla arz ve talep ederim.

Sanık Müdafi

Av.