Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

          İSTANBUL ANADOLU ( ) AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

KONU : Evlilik birliğinin temelden sarsılması ve şiddetli geçimsizlik
nedeniyle boşanma davasıdır.

AÇIKLAMALAR :

1)  Taraflar 2012 yılında tanışmış ve …… yılında evlenmiş olup, bu
    evlilikten çocukları bulunmayıp, davalının ilk evliliğinden olan ve
    taraflarla yaşayan 13 yaşında bir kız çocuğu vardır.

2)  Davacı müvekkil boşanma konusundaki kararını uzun süre düşünüp almış
    ve davalı ile paylaşmıştır. Ancak davalı, evliliklerinin defalarca
    bu aşmaya gelmiş olmasına rağmen boşanmayı kabul etmemiştir. Oysaki
    davalı ve davacı aynı evin içinde uzun süredir konuşmadan yaşamaya
    devam etmektedirler. Davacı ve davalının fikren, ruhen ve bedenen
    hiçbir ilişkisi kalmamıştır. Taraflar iki yabancıdan farksızdır.

3)  Taraflar, tanıştıktan sonra 8 ay kadar görüşmüşler, müvekkil bu
    dönemde Tuzla’dan davalının babasıyla yaşadığı yer olan,
    Büyükçekmece’ye kadar sürekli giderek davalıyla zaman geçirmiştir. 8
    ayın sonunda, evlenmeye karar vermişlerdir.

4)  Bu arada, ilk dönemlerden itibaren davalının sosyal medyaya,
    özellikle Facebook sitesine olan düşkünlüğü, sık ve uzun telefon
    konuşmaları, müvekkilimde rahatsızlıklara neden olmuş ve tartışmalar
    o dönemde de yaşanmıştır. Müvekkilim, davalıyı defalarca internette
    her şeyini paylaşmaması ve telefonla çok konuşmaması konusunda
    uyarsa da davalı müvekkilin bu taleplerini her zaman görmezden
    gelmiştir. Ayrıca müvekkilimin içine sinmeyen bir diğer hususta,
    davalıya sürekli olarak arkadaşlarından gelen mesajlar olmuştur ama
    müvekkilim “evlilikten itibaren olan süreç beni ilgilendirir” demek
    suretiyle hep ileriye bakmıştır.

5)  Müvekkilimin ailesi de her zaman bu evlilik konusunda müvekkile
    destek olmuştur. Zira müvekkilim eşini gerçekten sevmiştir. Evlilik
    sürecinde istediği her şeyi yerine getirmiş, söz, nişan, düğün tüm
    adetleri yerine getirmiş gerek takılar gerekse diğer tüm konularda
    eşinin her dileğini gerçekleştirmiştir. Balayı, gelin arabası,
    gelinlik her şey davalının nasıl istiyorsa öyle ayarlanmış en ufak
    detay bile atlanmamıştır.

6)  Davalının tutarsız ve müvekkilimi aşağılayan davranışları daha düğün
    gecesi çıkılan balayı yolculuğunda başlamış, davalı müvekkilime daha
    önceki evliklerini kastederek “düğün bizim orada olsaydı daha çok
    gelen olurdu çok insan gelmedi gelmez tabi bu kaçıncı düğün” dahi
    demiştir. Sıkıcı ve uzun geçen yolculuğun sonunda gelinen balayı
    otelinde dahi kalınan yedi günün dört günü taraflar kavga
    etmişlerdir. Davalı burada da yaşadığı her anı internette paylaşmaya
    devam etmiş ve müvekkilimin artık çok rahatsız olmaya başlamıştır.
    Taraflar bu balayı tatilinin ardından davalının kızını da alarak
    birlikte yaşamaya başlamışlardır.

7)  Taraflar evlendiği tarihte davalının ilk evliliğinden olan kızı 11
    yaşındadır. Müvekkilimin ise hiç çocuğu olmamıştır. Müvekkil balayı
    dönüşü artık birlikte yaşmaya başlayan davalının kızı Beyza’yı da
    alarak dışarıda vakit geçirmiş kendisine “senin baban yok, benimde
    kızım yok, bundan sora biz baba kız olalım, aile olalım” demiştir.
    İlk başta çok iyi ilişkiler kuran iki taraf daha sonra küçük kızın
    annesini örnek alan hareketleri ve büyüdükçe annesinin de müvekkile
    saygıya yöneltmemesi, bir baba olarak göstermemesi nedeniyle
    sıkıntılar yaşamışlardır. Müvekkilin annesine yakın oturan taraflar
    her hafta sonu da davalının Büyükçekmece’de yaşayan ailesinin yanına
    gitmişlerdir. Ancak buna rağmen zamanla davalı, müvekkilimin
    annesine kapıyı açmamaya, sürekli müvekkilimin annesiyle ilgili
    şikayetler etmeye başlamıştır. Yani taraflar aile olarak ta
    birbirlerine uyum sağlayamamıştır.

8)  Davalı bazen öfke problemi yaşamaktadır. Her tartışmada,
    tartışmaların şiddeti artmış. Davalı, müvekkilime bağırıp çağırmış,
    müvekkil iki üç kez gece yarısı evden çıkıp gitmek zorunda kalmış ve
    kavgalar çevre tarafından da duyulmuştur. Hatta taraflar birlikte
    müvekkilimin yeğeninin düğününe katılmak için Kayseri’ye gitmiş,
    orada herkesin ortasında kavga etmiş davalı telefonunu yere atmış,
    türlü rezillikler yaşanmıştır. Taraflar Kastamonu’ya köy ziyaretine
    gitmiş 7 gün tatilin 4 günü kavgalı kalmışlardır. Davalının
    hareketleri ve her konuşmada özellikle çevredeki başka kadınları
    örnek veren konuşmaları da tarafların birbirlerine olan saygı ve
    sevgisinin tamamen bitmesine sebep olmuştur.

9)  Davalının müvekkilime yönelik evliliğini bitirme kararına sürükleyen
    bir başka tavrı da, aradaki yaş farkına ilişkindir. Davalı,
    müvekkilime sürekli “benim gibi çıtır kadını bulmuşsun, gencim,
    güzelim, daha ne istiyorsun” şeklinde yakışıksız konuşmalar yapmaya
    başlamıştır. Müvekkilim, davalının bütün ailesiyle iyi anlaşmasına
    rağmen, tek sorunu eşiyle yaşamaktadır ve artık eşinin bir koca
    değil adeta bir kukla aradığını düşünmeye başlamış ve bu durum artık
    43 yaşına gelen, belli bir hayat tecrübesine sahip müvekkilim için
    katlanılamaz olmuştur.

10) Taraflar artık sürekli husumet yaşamaya bir ayın neredeyse 15 günü
    konuşmadan görüşmeden yaşamaya başlamışlardır. Ayrıca, karı koca
    ilişkileri dahi artık kalmamıştır. Artık neredeyse hiçbir ortak yönü
    kalmayan iki yabancıya dönüşmüşlerdir. Hatta durum her geçen gün
    kötüleşmektedir, davalı bütün bu süreç boyunca defalarca hataları
    için özür dilemesine rağmen hiçbir zaman düzelme göstermemiştir.

11) Artık boşanma hususu taraflarca sürekli dile getirilen normal bir
    konu olmuştur, müvekkilimi artık içine kapanık birine dönüşmeye
    başlamış adeta yaşama sevinci sönmüş psikolog yardımı dahi almış,
    çevresindeki insanlar bile mutsuzluğunu fark eder olmuştur.
    Müvekkilim bu evlilikte mutlu değildir. Tüm kovalık vazifelerini tam
    olarak yerine getirmesine rağmen bu evlilikte hayal kırıklığına
    uğramış ve beklediğini bulamamıştır. Hala hayata dair umutları
    olmasına rağmen artık bunları davalıyla paylaşmamaktadır. Zira her
    yaptıkları bir kavgaya, bir olaya dönüşmektedir. Davalı hiçbir
    şeyden mutlu olmamaktadır.

12) Davalının kusurlu tutumu, düzensizliği, ev işlerinde özellikle yemek
    hususundaki umursamaz tutumu, müvekkilin sürekli hazır gıdalar yemek
    durumunda kalışı, ısrarcı hareketleri, müvekkilimin ailesine karşı
    sürekli söylenen bir hal içinde olması, sosyal medya, internet,
    telefon kullanımı konusundaki sorumsuz, aşırı ve umursamaz tavrı,
    müvekkili önceki evlilikleri ve yaşı konusunda sürekli tenkit etmesi
    de bu süreci hızlandırmıştır.

13) T.M.K nın boşanma başlıklı ikinci bölümü, 166. Maddesi, Evlilik
    birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek
    derecede temelden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası
    açabilir şeklindedir. Ancak, aynı maddenin ikinci fıkrasında, her ne
    kadar davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz
    hakkı vardır denmişse de, bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması
    niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar
    bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar
    verilebilir denmektedir.

14) Ayrıca YİBK 03.07.1978 günlü ve 5/6 sayılı içtihadı birleştirme
    kararı da geçimsizlik konusunda daha az kusurlu olan taraf dava açma
    hakkına sahiptir. Kusurun belirlenmesi hâkimin takdirine
    bırakılmıştır şeklindedir. Davamızda davacı müvekkilim defalarca
    evliliği devam ettirme çabasında olmuşsa da artık davalının tutum ve
    davranışlarına katlanamamakta, ne sabrı ne de psikolojisi el
    vermemektedir.

HUKUKİ SEBEPLER : MK, HMK ve ilgili mevzuat.

KANITLAR : Nüfus kayıtları, tanık anlatımı, bilirkişi incelemesi ve
yasal her tür deliller.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklamaya çalıştığım nedenlerle, davamızın
kabulü ile tarafların boşanmalarına, yargılama gideri ve vekalet
ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini
saygılarımla arz ev talep ederim.

DAVACI VEKİLİ