Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

                İSTANBUL …AİLE MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

Dosya No: …. E.

DAVACI : …..(TCKN:)

VEKİLİ : Av.

DAVALI : …..(TCKN:)

KONU : Davalı tarafın cevap dilekçesine karşı, süresi içerisinde
cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Sayın Mahkemenizin …..E. Sayılı dosyası nezdinde derdest bulunan boşanma
davasında, 06.08.2015 tarihli dava dilekçemiz ile FAZLAYA DAİR HER TÜRLÜ
TALEP VE DAVA HAKKIMIZ SAKLI KALMAK KAYDIYLA; evlilik birliğinin
temelden sarsılması nedeniyle öncelikle müvekkil ile davalının
BOŞANMALARINA karar verilmesi, müvekkil için aylık 700.00-TL
(yediyüztürklirası) tedbir nafakasına hükmedilmesi, hükmedilen tedbir
nafakasının dosyanın karara çıkmasına müteakip yoksulluk nafakası olarak
devamına karar verilmesi, müvekkilimin yaşadığı maddi ve manevi
sıkıntıların bir nebze olsun tazmini için davalıdan alınıp davacıya
verilmek üzere 90.000.00-TL (doksanbintürklirası) maddi 90.000.00-TL
(doksanbintürklirası) manevi tazminata hükmedilmesi, hükmedilecek
tazminat miktarlarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi
talep edilmiş olup, davalı taraf cevap dilekçesinde işbu nafaka ve
tazminat taleplerimize itiraz etmiş ve ancak bu taleplerimizden
vazgeçtiğimiz takdirde boşanmayı kabul edeceğini belirtmiştir.
Müvekkilimizin lehine doğabilecek herhangi bir hak kaybının yaşanmaması
ve ileride telafisi güç zararlara sebebiyet verilmemesi için, dava
dilekçemizi aynen tekrar etmekle birlikte, davalının cevap dilekçesine
karşı cevaplarımızı sunma zaruretimiz doğmuştur. Şöyle ki;

1.  Davalı taraf cevap dilekçesinde, müvekkilimiz lehine talep etmiş
    olduğumuz 100.000.00-TL manevi tazminat talebimize ilişkin olarak bu
    istemin haksız olduğunu iddia etmekle beraber, söz konusu evlilikten
    dolayı maddi ve manevi zararlar gördüğünü ileri sürerek, kendisi
    lehine 120.000.00 TL tazminat talebinde bulunmuştur. Ancak,
    davalının bu itiraz ve talepleri haksız ve hukuki dayanaktan
    yoksundur. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU’NUN 19.03.2008 tarihli ve
    2008/2-252 E. 2008/267 K. Sayılı ilamı; (EK) ‘’Türk Medeni Kanununun
    174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden
    kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi
    tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik
    birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat
    isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların
    kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde
    mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas
    olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları ( TMK. Md. 4, BK. Md.
    42, 43, 44, 49 ) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda
    manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.’’ Hükmünü amirdir. İlamın
    lafzından da açıkça anlaşıldığı üzere, boşanma davasında manevi
    tazminat ödemekle yükümlü olacak olan taraf, evlilik birliğinin
    temelinden sarsılmasına sebebiyet verecek davranışlarda bulunmak
    suretiyle karşı tarafın kişilik haklarına saldırıda bulunan
    taraftır.

2.  Dava dilekçemizde de açıkladığımız üzere, müvekkilin beyanına göre,
    tarafların problemleri evlilik birliğinin ilk yıllarından itibaren
    devam etmiş ve yine müvekkilin beyanına göre davalı, müvekkilime
    çoğu zaman fiziksel şiddet uygulamış, ihanetleri ile müvekkilimi
    manevi olarak derinden yaralamıştır. Davalı tarafın tüm bu
    davranışları neticesinde manevi olarak yaralanan ve kişilik
    haklarına saldırıda bulunulan taraf müvekkilim olduğundan, manevi
    tazminat istemeye hak kazanmış olan tarafın da müvekkilim olduğu
    açıktır. Tüm bu sebepler ile, davalı tarafın müvekkilim lehine talep
    etmiş olduğumuz manevi tazminata ilişkin itirazları yersiz ve hukuki
    dayanaktan uzaktır.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına kendi kusurlu davranışları
ile sebebiyet veren davalının, müvekkilimden talep etmiş olduğu tazminat
talebi ise yine haksız ve mesnetsiz bir taleptir. Zira, yukarıda atıfta
bulunduğumuz Yargıtay ilamının lafzından da anlaşıldığı üzere, boşanma
davasında manevi tazminat talebinde bulunabilecek olan taraf kişilik
haklarına saldırıda bulunulan taraftır. Kaldı ki, kabul beyanı teşkil
etmemekle birlikte, bir an için davalının da bu evlilikten zarar görmüş
olduğu iddiasını kabul etmiş olsak bile Türk Medeni Kanunu’nun 174/1
maddesi gereğince; ‘’Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi
için boşanmaya sebep olan olayların tazminat isteyenin kişilik haklarını
zedelemiş olması yeterli olmayıp, bu tarafın boşanmada kusursuz veya
daha az kusurlu olması da gereklidir.’’  Müvekkilin beyanına göre,
evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olacak davranışlarda
bulunması nedeniyle kusurlu bulunan taraf davalı olduğundan ve
dolayısıyla kusursuz ya da daha az kusurlu olabilmesi söz konusu
olmadığından davalının işbu tazminat talebi mesnetsiz ve hukuki
gerekçeden uzaktır.

3- Davalı, cevap dilekçesinde kendisinin çalışmadığını, müvekkilimin ise
çalışmakta olduğunu ve bu sebeple kendisine 1.000 TL tedbir nafakasına
hükmedilmesini, tedbir nafakasının dava sonunda yoksulluk nafakasına
dönüştürülmesini talep etmiştir. Ancak müvekkilin beyanına göre, kendisi
2009 yılında birlikte yaşadıkları evden ayrıldığından beri ailesi ile
birlikte yaşamaktadır ve müşterek çocuk ….da yine müvekkilimiz ve ailesi
ile birlikte yaşamaktadır. Müvekkilimin çalışıyor olması, tek başına
kendisi lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi hususunda bir engel
teşkil etmemektedir. Zira beyanına göre, müvekkilimin almakta olduğu
meblağ kendisini yoksulluktan kurtarmaya yetecek düzeyde bir meblağ
olmamakla birlikte müvekkilim bakımından işbu yoksulluk nafakası talebi
zaruri hale gelmektedir.

4- Davalı taraf, ancak müvekkilimin nafaka ve maddi manevi tazminata
ilişkin herhangi bir talebi olmadığı takdirde boşanmayı aynen kabul
edeceğini beyan etmiştir. Dava dilekçemizde de izah ettiğimiz üzere,
müvekkilim lehine talep etmiş olduğumuz maddi ve manevi tazminat ile
nafakaya ilişkin taleplerimiz son derece zaruri ve haklı talepler olup,
davalının ancak bu taleplerden vazgeçildiği takdirde boşanmayı kabul
edeceğine ilişkin beyanı, iyi niyetten uzak bir şart mahiyetindedir. Bu
sebeple, davalının bu talebinin tarafımızca kabulü mümkün değildir.

NETİCE-İ TALEP : Yukarıda arz ve izah olunan ve Sayın Hakimliğinizce
re’sen nazara alınacak sebepler muvacehesinde; FAZLAYA DAİR HER TÜRLÜ
TALEP VE DAVA HAKKIMIZ SAKLI KALMAK KAYDIYLA; dava dilekçemizi aynen
tekrarlamakla birlikte davanın kabulü ile,

-   Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle tarafların
    BOŞANMALARINA,

-   Müvekkilimiz Emel ÜNAL için aylık 700.00-TL(yediyüztürklirası)
    tedbir nafakasına hükmedilmesine,

-   Hükmedilen 700.00-TL(yediyüztürklirası) tedbir nafakasının kararla
    birlikte yoksulluk nafakası olarak devamına,

-   Hükmedilen nafakanın her yıl ÜFE oranında arttırılmasına,

-   Müvekkilimin yaşadığı maddi ve manevi sıkıntıların bir nebze olsun
    tazmini için davalıdan alınıp davacıya verilmek üzere 90.000.00-TL
    (doksanbintürklirası) maddi 90.000.00-TL (doksanbintürklirası)
    manevi tazminata hükmedilmesine, hükmedilecek tazminat miktarlarına
    dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,

-   Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine
    karar verilmesini vekâleten saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Davacı …..Vekili

Av.

EK: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.03.2008 Tarihli, 2008/2-252 E.
2008/267 K. Sayılı İlamı